Ağaçlar Kadar Olabilsek!

Ağaçlar Kadar Olabilsek!

Omuz omuza, dimdik ve kardeşçe Biz insanoğlu ve özellikle de geri kalmış toplumlar, yeni şeyler öğrenmek için önce yanlış yapmalı ve o yanlıştan bıkmalıyız. Normal yollardan anlatıldığı zaman ninni gibi dinliyor, başımıza kötü işler gelince de başlıyoruz veryansına! En sonunda bu musibetten kurtulma yollarını aramaya başlıyoruz.  Dedelerimiz bilinçsizce tarla yapmak için, ısınmak için veya başka […]

Omuz omuza, dimdik ve kardeşçe

Biz insanoğlu ve özellikle de geri kalmış toplumlar, yeni şeyler öğrenmek için önce yanlış yapmalı ve o yanlıştan bıkmalıyız. Normal yollardan anlatıldığı zaman ninni gibi dinliyor, başımıza kötü işler gelince de başlıyoruz veryansına! En sonunda bu musibetten kurtulma yollarını aramaya başlıyoruz.

 Dedelerimiz bilinçsizce tarla yapmak için, ısınmak için veya başka amaçlar için o güzelim ormanları katletmediler mi? Köylere gittiğinizde bakıyorsunuz ki ormandan eser kalmamış üstelik bir de marifet gibi evlerinin dibine kadar ormanın uzandığını hatırlatırlar size… Sonunda da bir güzel iç geçirirler; aaah ah, şu kadar uzun ağaçlar vardı, bu kadar kalın meşeler vardı…

Ağaçlar

Şimdi ise ellerinde ne orman kalmış ne de tarla yapmak istedikleri topraklar, tarlalar! Ağaçlar gidince yamaç arazide toprak kalmayacağını iş işten geçtikten sonra öğrenmişler ama üstüne içecekleri bir bardak su da kesilmiş, orman olmayınca… Elbette bütün suç onların değildi. Fakirdiler, çaresizdiler sorunların çözülmesi gerekiyordu.

Onlarda bildikleri en kolay sorun çözme tekniğini kullandılar. Ağaçları kıskandılar çünkü onlar birbirlerine kenetlenmiş, kardeşçe ve sevgi ikliminde yaşıyorlardı. Üstelik bu ağaçlar çok da zenginlerdi; çok ilginç meyveleri olanlar bile vardı. Yine bu ağaçların bir sürü canlı dostları vardı; ayı, yılan, çakal, tilki, kurt ve aklınıza gelen bütün hayvanlar… Bu ağaçlar toprağın da dostuydu, öyle kaynaşmışlar, birbirlerine öyle sarılmışlardı ki görenleri elbette kıskandıracak cinsten anlayacağınız! Bu ağaçlar ordusu çok güçlüydü aynı zamanda. Çevresinde asla susuzluk, kuraklık olmazdı. Eğer böyle bir tehlike oluşursa el ele vererek uzaklardan yağmuru kendilerine doğru çekebilirlerdi ve yağmur da bu güzel davete asla hayır diyemezdi.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  BİTİŞİK, EĞİK EL YAZISI SAÇMALIĞI

Ağaçlar ne ilginç yapıya sahiplerdi, bizleri şaşırtan! İnsanlar ve hayvanlar oksijen alıp, karbondioksit verirken; bu mücizevi canlılar tam tersini yapıyor başkalarının kirlettiği doğayı temizleme görevini de üstlenmişlerdi. Bu ağaç denen şey düşündükçe insanı şaşırtmaya devam ediyordu. Kim kimin temizliğini bedavaya yapardı ki? Hem de sadece öyle olduğu yerde hiç kıpırdamadan yapabiliyor bunların hepsini…

Peki atalarımız bütün bunları biliyorlar mıydı? Hayır! Bilselerdi kesin yok etmezlerdi onları. İnsan kendisinin bile kendine yapamadığını yapan doğa harikasını nasıl yok edebilirdi? Bütün bunları iş işten geçince öğrendiler, öğrendik… Ama Allah’tan iş işten tam geçmemiş, yani kaybettiklerimizi geri kazanma şansına sahibiz. Gerçi şimdi de insanlıktan nasibini almayan vahşiler zarar vermeye çalışıyor bu doğa dostlarına!

Her türlü işkenceye maruz kalmalarına rağmen dimdik, omuz omuza, kardeşçe, dayanışma içinde ve sevgi zinciri içinde biz insanoğluna nazire yaparcasına ayakta kalmayı başarabiliyorlar. Ağaçlar kadar olamayan insanlara bakıp utanmamız gerekir…

Bir önceki yazımız olan Teknolojinin Kaçınılmaz Kazığı başlıklı makalemizde İlk çıkan cep telefonları ve TÜKETİM ÇILGINLIĞININ MALİYETİ hakkında bilgiler verilmektedir.

] }

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Ağaçlar ormanlar

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?