Avcı ile Ardıç Kuşu

Avcı ile Ardıç Kuşu

Çok zaman önce  bir avcı yaşarmış.  Bu avcı şehir hayatını pek sevmezmiş.  Bir  gün avdayken,  susayıp dere kenarına inmiş.  Deredeki su ve kuş sesleri  o kadar  güzelmiş ki, avcı çok etkilenmiş.  Derenin biraz yukarısına ,  kocaman bir ardıç ağacının dibine,  bir kulübe yapmış. Bahçesine patates, soğan ve çeşitli sebzeler ekmiş.  Tepesindeki ardıç   ağaçını  da […]

Çok zaman önce  bir avcı yaşarmış.  Bu avcı şehir hayatını pek sevmezmiş.  Bir  gün avdayken,  susayıp dere kenarına inmiş.  Deredeki su ve kuş sesleri  o kadar  güzelmiş ki, avcı çok etkilenmiş.  Derenin biraz yukarısına ,  kocaman bir ardıç ağacının dibine,  bir kulübe yapmış.

Bahçesine patates, soğan ve çeşitli sebzeler ekmiş.  Tepesindeki ardıç   ağaçını  da çok  seviyormuş.  Günler sonra,  avcı sıkılmaya başlamış.  Çevresindeki  güzellikleri  görmez olmuş.   Bir sabah, erkenden koyulmuş yola.  Akşama kadar bir kuş bile  vuramamış.

Ertesi gün,  birkaç  balık tutmuş.  Akşama kadar dolaşmış ormanda.  Gördüğü kuşlara ateş etmiş ama  hine vuramamış.  Evin üstündeki ardıç ağacı gelmiş birden aklına.  ” Neden uzaklara ava gidiyorum ki?  Aradığım kuşlar  burnunun dibinde.  Belki,  biraz kuş avlarsam  neşem de yerine gelir.”  demiş.  Dalmış uykuya.

Ardıç ağacı,   o gece   avcının düşüne girmiş.  Avcıya seslenmiş. Avcı kardeş,  beni vurma lütfen ,  demiş.   Avcı şaşırmış.  Seni neden vurayım ki?  Sen,  tüm canlılara  yararlısın.   Kokun ve meyvelerin,  bir çok şeye  deva olur,  demiş.  Uyanmış.  Birkaç saat ormanda  dolaşıp kulübesine dönmüş.  Kapıyı açınca,  kulübeye  bacadan girmiş minik bir ardıç kuşu görmüş.   Zavallının kanatlarından biri yaralıymış.  Avcı,  merhem yapıp yaralı kanata sürmüş.  Avcı,  onu sevmiş,  okşamış,  yem ve su vermiş.  O gece  huzurla yatağına girmiş.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Türklerin Avrupa Macerası
ardıç kuşu

Bir kaç gün sonra yavru kuş iyileşmiş.  Üstelik yavru kuşun  annesi,  sürekli avcının kapı ve penceresinin önünde uçmaktaymış.  Avcı onun farkındaymış ama görmezden geliyormuş.  O gece,  düşünde yine ardıç ağaçını görmüş.  Ardıç  ağaçını ona.  Beni vurma avcı,  demiş.  Avcı,  şaşırmış.  Ben seni vurmuyorum ki,  demiş.  Ardıç  kuşları olmazsa,  ardıç ağacı olmaz.  Onlar,  bizim  tohumlarımızı  yutar.  Tohumlarımız,  bu kuşlardan çimlenmiş olarak  toprağa geçer.   Sonra, ardıç fidanları  olur.  Bu kuşlar olmazsa bizim  tohumlarımız toprakta çürür kalır.  Bırak  zavallı yavruyu.  Yoksa seni fena üzerim!

Avcı  sınırla uyanmış.  Tüfeğiyle ardıç ağacındaki kuşlara ateş etmiş.  Kuşlar havalanıp uçmuşlar.  O gece  çok şiddetli  yağmur yağmış.  Bir yıldırım ardıç ağaçının bir dalını koparmış.  Kopan dal,  avcının kulübesinin çatısını yıkmış.  Avcı çok korkmuş.  Sabah olunca ardıç kuşunu bırakıp, ormanı terk etmiş.

Bir önceki yazımız olan İnsan Olmak başlıklı makalemizde Asil Kişi, Güçlü Kişi ve Hayat Bayram Olsa hakkında bilgiler verilmektedir.


Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?