Başarıya Değer

Başarıya Değer

Okulun ilk ve en önemli görevi kutsal emanet olan yavrularımızı hiç bir zarar görmeden, herhangi bir kazaya uğramadan sağ ve salimen ailelerine geri vermektir. Ait oldukları güvenli ortama teslim aldığımız gibi geri teslim etmektir. Kısacası hiç bir çocuğumuzun burnu kanamamalı, saçının teline zarar gelememeli.
Eğitim-öğretim devamında gelen bir konudur. Bizim işimiz de burada başlıyor. Yani okulun öğrencisinin can güvenliğini sağlaması, idaresiyle öğretmeniyle tüm eğitim çalışanlarının görevidir. Eğitim-öğretim ise bizlerin işidir. Görevimizi layıkıyla, işimizi hakkıyla yapmanın huzuruyla tatile merhaba dedik. Tüm öğretmen ve öğrencilerime iyi tatiller.
Tatilde iyi dinlenmeliyiz. Eğitim-öğretim sanıldığı gibi çok kolay bir iş değildir.Bir sezon boyunca öğretmeniyle, öğrencisiyle,idarecisiyle velisiyle çalışanıyla çok katılımcısı ve çok etkileneni olan bir faaliyetler bütünüdür. Yoğun çaba emek verilir.Öğrenciler açısından başarı verilen karnelerde somutlaşır. Eğer başarı varsa aile de öğrenci de öğretmen de mutludur. Ancakkk, eğer kırık varsa ya da beklenen sonuç alınamadıysa durumu biraz gözden geçirmek gerekir. Öncelikle aile sakin olmalı. Suçlayıcı yaklaşım içerinde bulunmamalı. Başka hiç bir öğrenciyle asla kıyaslamamalı. Çocuğun durumu sindirmesi ve kabullenmesi beklenmeli. Durumun harareti biraz sönünce bütün bir aile sohbet niteliğinde neyi yanlış yaptığını sorgulamalı.Suçlu aramak yerine nerede yanlış yapıldığı konusunda görüş alış verişinde bulunulmalı. Özellikle öğrencinin görüşleri alınmalı, ona durum analizinde görüşleri sorulmalı ve mutlaka anlamaya çalışılmalı.
Aileler olarak yaptığımız en büyük yanlışlar;
Yargılıyoruz.
Kıyaslıyoruz.
Suçluyoruz.
Eleştiriyor ama dinlemiyoruz.
Tek suçlu öğrenciymiş gibi bakıyoruz duruma.
Anne babalar olarak biz nerede hata yaptık demeyi pek aklımıza getirmiyoruz.
Neyin eksik,ne istedinse verdik,her şeyimizi senin için harcıyoruz.
Senin için çalışıyoruz kendimize almıyor sana alıyoruz.
Yediğin önünde yemediğin arkanda.
Ya da;
Sen bir tanesin muhteşem bir varlıksın.
Sen herkesten üstünsün.
Sen dünyanın merkezisin.
Dünya senin etrafında dönüyor.
Sana kimse dın diyemez.
Biz var ya biz çok asil bir sülaleden geliyoruz.Soyumuz saraya uzanıyor.
Öğretmen de kimmiş.Onun görevi sana eğitim vermek.
İdarecinin hiç şansı yok zaten.
Sen var ya sen kızım sen prensessin.
Ya oğlum prens.
İşte bu yaklaşımlar iyi olduğunu sandığımız bu yaklaşımlar maalesef canımızdan çok sevdiğimiz evlatlarımızın yararına değil zararına oluyor. Ya çekingen öz güveni eksik ve hiç bir şey başaramam duygusu hakim oluyor. Ya da öz güven patlaması yaşıyor ve hiç bir disiplini otoriteyi kabul etmiyorlar.
Oysa çacuklarımızı olabildiğince gerçekçi ve hayatın içinde yetiştirmeliyiz.
Mutlaka onlara zaman ayırmalıyız.
Zamanı kaliteli geçirmeli ve doğru kullanmalıyız.
Anlamalı anlaşılmaya çalışmalıyız.
Yüceltmenin de yerginin de övgünün de tadını kaçırmamalıyız.
Unutmayalım, başarı mutlak karne ya da akademik başarı değildir.
Çocuklarımızın başarabildiklerini fark edelim. Mutlaka yüreklendirelim. Şans verelim. Sevelim ama şımartmayalım.
Veee mutlaka ama mutlaka kitap okumaları için elimizden geleni yapalım.
Unutmayalım onlar bir daha dünyaya gelseler yine sizin çocuklarınız olmak isterlerdi.
Başarı değerlidir, ama çocuklarımız daha değerlidir.
Dostluklarla kalın.

Mehmet YÖRÜKOĞLU

Bir önceki yazımız olan Teknolojinin Kaçınılmaz Kazığı başlıklı makalemizde İlk çıkan cep telefonları ve TÜKETİM ÇILGINLIĞININ MALİYETİ hakkında bilgiler verilmektedir.


Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Facebook’ta Bize Destek Olun