‘Bebek’ Türküsünün Acıklı Hikayesi

‘Bebek’ Türküsünün Acıklı Hikayesi

‘Bebek’ türküsünün yürek burkan hikayesini sizler için derledik. Okuyunca etkilenmemek imkansız. Sabahın seherinde köpekler acı acı havlarken köylüler yavaş yavaş ellerindeki çıraları yakıp dışarı çıkarlar. Acaba köyü hırsızlar mı, eskiyalar mı bastı, yoksa dağdan kurtlar mı indi diye merak ederler. Belki de köyün kıyısından başka bir tahmin edilmedik bir şey geçti sanılmaktadır, ancak her şey […]

‘Bebek’ türküsünün yürek burkan hikayesini sizler için derledik. Okuyunca etkilenmemek imkansız.

Sabahın seherinde köpekler acı acı havlarken köylüler yavaş yavaş ellerindeki çıraları yakıp dışarı çıkarlar. Acaba köyü hırsızlar mı, eskiyalar mı bastı, yoksa dağdan kurtlar mı indi diye merak ederler. Belki de köyün kıyısından başka bir tahmin edilmedik bir şey geçti sanılmaktadır, ancak her şey gün doğunca köyün karşı tarafta bulunan Çatalçam sırtlarındaki yörüklerin konmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Yörükler kara çadırlarının önünde toplanmışlar, kollarında tulumlar, bakraçlar suya gidiyorlar, önlerinde de oba beyleri ve obanın ileri gelenleri bulunmaktadır.
Vakit kuşluğa doğru gelince herkes çadırlara gitmeye başlar, ağaçların altında kilimler serilidir, minderler döşelidir. Poturlu yörükler entarili kadınlar, kadınlar çadırlardan çıkarak ağaçların gölgesinde dinlenirler.

Oradan göç eyleyip Seki mevkisine gideceğiz deyip, atını mahmuzladılar av kuşamlarını giyinerek dışarı çıkıp atına binip doğru yola koyuluyor yörük beyi.

Köyün sakinleri yörüklerin gelmesine hem seviyorlar, aynı zamanda biraz da üzülüyorlar. Çünkü yörük deyince insanın aklına at, keçi, koyun, deve gelir; malı çok olur, bunun üzerine de geçimini sağlar. Bu sebeple malcılık yaptıklarından köylülerin ekili-dikili arazisine zarar vereceği düşünüldü için yörükleri fazla sevmemektedirler köylüler. Yörüklerin gelmesine sevinlerinin sebepleri ise ürettikleri ürünleri üzümü, inciri, armudu, elmayı yörüklere satmalarından kaynaklanıyordu.

‘Bebek’ türküsünün yürek burkan hikayesi

‘Bebek’ türküsünün dayanılmaz hikayesi şöyle devam eder;
Fadime yedi yetim kardeşlerine bakan biriydi. Bir yandan onların geçimlerini düşünürken sırtına yüklediği sepeti ile yolda yürürken dilinde de bir türküyle Çatalçam’a doğru gidiyordu. Yörüklere üzümlerden satarak yetim kardeşlerine nafaka yapacaktı. Yörük çadırlarına yaklaşınca çadırın birinden yaşlı bir kadın çıktı. Havlayan köpekler Fadime’yi korkuttu, yaşlı kadın Fadime’yi çadırına aldı, bir bardak soğuk ayran verdi. Az sonra da oba beyi gelerek avladığı keklikleri anasına verdi. Bu esnada Fadime gitti gözleri; anasını kimdir bu, der gibi bir bakış attıktan sonra, üzüm satmaya getiren bir kız olduğunu öğrendi. Oba beyi bu kara gözlü kıza baktıkça gözlerini ayıramadı, sonra üzümün fiyatını sordu. Fadime utana sıkıla daha tartılmadığını söyledi.  Oba beyi, 10 kilo kabul etse ne dersin diye sorduğunda, 10 kilodan fazla olmadığını söyleyerek kabul etmedi kız. Haram yemeği, boğazından haram lokma geçmeyi asla kabul etmediği için kabul etmek istemeyen Fadime’ye üzümlerin çok güzel olduğunu, her zaman üzüm getirmesini istedi. Oba beyi yıldırım aşkına tutulmuştu, gözlerim dalıp gitmişti. Anası oğlundaki şaşkınlığa hayret etti ve  annesinin söylediklerini hiç duymadı bile.
Aklı Fadimede idi. Ancak bir şey vardı kafasına takılan. Obaya göre yabandan kız obaya giremezdi. Obanın erkeği ancak obadan bir kızla evlenebilirdi.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Ali Şir Nevai Kimdir?
‘Bebek’ türküsü

Gel zaman git zaman oba beyi ileri gelenlerle konuşarak köylü kızıyla evlenmek istediğini herkese söyleyip kabul ettirdi ve Fadime Oba beyine istenmek için karar verildi. Zavallı kız ise her şeyden habersiz kendinden küçük iki kardeşi ile birlikte köylünün yardımlarıyla geçimini sürdürürken, o birinin kendisine talip olacağı hiç aklından bile geçmezken köyün imamı müjdeyi veriyordu.
Köylülerin başına devlet kuşu konduğu düşüncesi ile herkesin elbirliğiyle Oba beyine gelin ettiği Fadime zamanın göç etme zamanı olduğunu öğrenince şaşkınlığı, burukluğu ortaya çıkar. Yörükler zamanı gelince yükünü toplayıp yola koyulur. Fadime ise içini bir hüzün kaplar ve bir ağıt tutarak içindekileri dışa vurmaya başlar. Çünkü yörüğün konağı olmaz, Boztepe’nin yeşili solmaz, var git yolun açık olsun, bizi unutma gelenlerle haber ilet gönlünde yaşat bizi, diye teselli ederek yollarlar Fadime’yi kardeşleriyle birlikte yörüklerin gittiğin yerlere.
Günün birinde nur topu gibi bir oğlu dünyaya gelir genç kadının. Davarlar kesilir kazanlarla, yemekler pişirilir. Bu oğlanın adını Ali koyarlar.
Yörüklerin işi sürekli yürümektir, orada da zaman dolmuştur. Yine göç alma zamanı gelmiştir. Develerin en yükseğinin başına bir beşik yapılarak Ali bebek beşiği içine yerleştirilir. Devenin ipini Fadime sıkı sıkı tutmaktadır. Akşam serinliğinde yapılan yolculuk güzeldir, hem de yolun her iki tarafı yemyeşil ağaçlarla dolu olursa ve yol boyunca kuşlar, arılar, serçeler size eşlik ederse doyum olmaz bu göçün tadına.
Epey yol aldıktan sonra develer durdurulup yükler boşaltılır, herkes yer kapma derdindedir ancak Fadime’nin devesini fıhayıp haykırması aynı anda olur.
Çünkü devenin sırtına kurulan beşik bomboştur, Ali beşikte yoktur. Feryat, figan eder, saçını başını yolar. Herkes yörüklerin geldiği yöne geri koşar, bebeği aramaya yayan yapıldak düşer yollara.
Akşama kadar dolaşıp ararlar ve nihayet bir ağaçta kuşların inip kalktığını gördüklerinde, korktukları başlarına gelir. Bebeğin sarılı olduğu kundak kanlar içinde ağaç dalından sarkmaktadır. Bebek vahşi hayvanlar tarafından parçalanmıştır, bebek demeye bin şahit lazım. Bebeğin gözleri oyulmuştur, derileri paramparça olmuştur. Herkes neye uğradığını şaşırmış, bu bebek bir anneye nasıl gösterilir diye şok geçirmişler ve hemen o bebeği orada bir mezar kazıp gömmüşler. Anneye nasıl anlatacaklarını ne diyeceklerini düşünememişler ancak sonunda acı gerçeği anneye anlatmak zorunda kalmışlar.
Fadime gece karanlığında el ayak çekildikten sonra ortadan kaybolur ve bir daha kendisini gören olmamıştır. O bebeğin asılı olduğu ağacı görenlerin yanık bir içli kadın sesinin yankılandığını duydukları söylenir.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Gözler Neden Hassastır

‘Bebek’ türküsünün hikayesi dinleyen, okuyan herkesi mutlaka derinden etkiler.

Bir önceki yazımız olan Berbat 2 Buluş; Cips ve Cola başlıklı makalemizde Cola nasıl bulundu?, George Crum ve Patates cipsi nasıl icat edildi? hakkında bilgiler verilmektedir.

] }

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?