Ceylan ve Yavrusu

Ceylan ve Yavrusu

Karlar erimiş ve her yer yemyeşil mis gibi kokan otlarla dolmaya başlamış. Tabiat en güzel tablosunu sergileyerek kendini göstermeye başlamış. Böyle olunca da ormanda yaşayan hayvanlar için güzel yiyecekler ortaya çıkıyormuş. Mis gibi kokan bir gün ormanda sanki cennetten bir bahçe gibi alabildiğine rengarenk çiçeklerle bürünmüş ortam varmış. Bu güzel cennet köşesinde yavrusunu doğurmak üzere […]

Karlar erimiş ve her yer yemyeşil mis gibi kokan otlarla dolmaya başlamış. Tabiat en güzel tablosunu sergileyerek kendini göstermeye başlamış. Böyle olunca da ormanda yaşayan hayvanlar için güzel yiyecekler ortaya çıkıyormuş.

Mis gibi kokan bir gün ormanda sanki cennetten bir bahçe gibi alabildiğine rengarenk çiçeklerle bürünmüş ortam varmış. Bu güzel cennet köşesinde yavrusunu doğurmak üzere olan bir ceylan dolaşıyormuş. En uygun yeri bulup bebeğini vahşi hayvanlardan uzakta sakin bir yerde dünyaya getirme telaşındaymış. En sonunda aradığı yeri bulmuş ve yavrusunu doğa harikası cennetten bir köşe orman içinde dünyaya getirmiş.

Ceylan yavrusu ince bacakları üstünde titreyip doğrulmak istemiş. Onları uzaktan seyreden saksağan bu tablo karşısında hayran kalmış ve düşüncelerini şöyle dile getirmiş:

-Aman Allah’ım bu kadar güzel bir yavru hayatımda görmedim. Ne güzel bir yavru bu, demiş. Anne ceylan ayağa kalkmaya çalışmış. Ayağa kalkmak için olanca gücüyle çırpınmış, dikilmiş, sonra ormanın derinliklerine doğru koşmaya çalışmış. Annesi hemen uyarmış.

-Acele etme, sabırlı ol! Her şeyi öğreneceksin.

Küçük yaramaz aynı zamanda çok meraklıymış. Gördüğü her şeyi annesine soruyor, bilgiler edinmeye çalışıyormuş. Annesi bu duruma bir çözüm bulmak için yavrusunu yanına alıp ormanın derinliklerine doğru gezintiye çıkarmış.

Yavruya her şeyi tanıtmaya çalışmış. Ormanda yürümenin de bir kuralı varmış. Ceylan yolundan yürüyerek ilerliyorlarmış. Her zaman olduğu gibi yine yavru ceylan durmadan aklındaki deli soruları sormaya devam ediyormuş. Üzerinde yürüdükleri yolu merak ederek annesine yine sorular yönetmeye başlamış:

-Anne bu üzerinde yürüdüğümüz yol kime ait?

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Çocuklar İçin Eğitici-Öğretici Masallar

Annesi biraz gülerek yavrusuna cevap vermiş:

-Kimin olacak, tabii ki bizim. Yani senin ve benim gibi bütün ceylanların yoludur.

Biraz durup düşünen yavru ceylan annesini hayrete düşürecek bir soru daha sormuş:

-Anne biz ceylan mıyız, Ceylan ne demek?

Bu soru karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen anne ceylan yavrusuna kendilerinin ceylan olduğunu anlatma zamanının geldiğini anlamış ve karşısına geçerek:

-Sevgili yavrum ben, sen, hepimiz ceylanız. Sadece biz değil, bizim gibi ormanda yüzlerce ceylan var. Hepimiz burada birlikte yaşıyoruz. Sadece ceylanlar yok ormanda, aklına gelebilecek her türlü vahşi hayvan da var, uysal hayvan da var.

Ceylanların Hayatı

Yavrusuna bilgi veren anne çok mutlu oluyormuş ama gel velakin yavru ceylanın sorularının ardı arkası kesilmiyormuş. Yaban otlarının olduğu yerden geçerken insanın yüreğini sızlatan bir çığlık sesi duymuşlar. Sesin geldiği tarafa doğru bakan yavru ceylan sansar tarafından yakalanan bir farenin can vermekte olduğunu görmüş. Minik ceylan yavrusu korkuyla annesine sormuş:

-Anne burada neler oluyor?

Anne ceylan bozuntuya vermeden:

-Yok hiçbir şey. Hadi biz yürüyelim, diyerek yavrusunu başka yöne çekmeye çalışmış ancak korkan yavru ceylan:

-Anne ben bir şey gördüm lütfen bana onu açıklar mısın, diye ısrar etmiş. Bu durum karşısında sessiz kalamayan anne ceylan:

-Tamam çocuğum. Artık yavaş yavaş her şeyi öğrenme zamanın geldi. Maalesef ormanda her şey güllük gülistanlık değil. Bazen istenmeyen olaylarla da karşılaşabiliriz. Az önce gördüğün sansar fareyi öldürüp yemeye çalışıyordu. Maalesef ormanda buna benzer cinayetlere çok tanık olacaksın.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Yaşlılık İle İlgili Fıkralar

-Peki anne, sansar fareyi niye öldürdü ki?

Bu soru karşısında ne cevap vereceğini şaşıran anne ona durumu yavaş yavaş izah etmeye çalıştı:

-Yavrucuğum canlılar hayatta kalmak için bazen diğer canlıların hayatına son verebiliyor. Bu besin zinciri. Hayat hayvanlar için bu şekilde devam ediyor. Annenin bu açıklamalarından sonra yavru ceylan yine aklımdaki deli soruyu annesine yöneltmiş:

-Peki anneciğim biz de yaşamak için başka hayvanlar öldürecek miyiz?

Anne ceylan:

-O ne biçim söz, biz otla besleniriz. Et yiyen canlı türü değiliz. Rahat ol kimseyi öldürmeyeceğiz.

-Anladım. Çok teşekkür ederim anneciğim. Buna çok sevindim. Bir başka sorum ise şu; Bizi başka hayvanlar avlayacak mı?

Bu soru karşısında ne diyeceğini şaşıran annesi, artık doğruları söylemenin zamanının geldiğini anladı ve yavrusunu uyardı:

-Dikkatli olmazsan az önce gördüğün cinayete benzer şekilde seni de birileri öldürebilir. Sana uyarım, çok dikkatli olacaksın. Çünkü bizi avlamaya çalışan ormanda oldukça fazla vahşi hayvan yaşıyor. Ancak biz çok hızlı koştuğunuz için kolay kolay onların avı olmayız.

-Biz kendimizi savunamaz mıyız anneciğim?

-Savunuruz. Bizim savunmamız sadece ayaklarımızla. Yani tabana kuvvet. Tehlike gördüğümüz anda koşmaya başlarız, bizi yakalayamazlar ve böylece kendimizi savunmuş oluruz.

Annesinin açıklamalarından çok memnun kalan ceylancık rengarenk uçan bir canlı görmüş.

-Anne bak, bir tane çiçek havada uçuyor. Ne kadar ilginç değil mi?

Annesi çocuğunun bu yanlış bilgisini duyunca hem düzeltmek hem de içinden gülmek gelmiş.

-Yavrucuğum o gördüğün bir çiçek değil, uçan kelebektir.

Koşa koşa kelebeğin yanına giden ceylan yavrusu:

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Çocuklar İçin En İyi Akıl ve Zeka Oyunları

-Sen ne kadar güzelsin. Zarif, narin bir hayvansın. Seninle tanışmak istiyorum. Kendini bana anlatır mısın?

-Benim adım kelebek. Çiçekler kadar güzelim.

-Haklısın az önce gördüm, gerçekten çiçekler kadar renkli ve güzelsin.

Az sonra dinlenmek için bir ağacın yanına durmuşlar. Ayaklarının altında bir hareketlenme hissetmiş. Binlerce siyah minik hayvan hareket ediyor. Bunların da ne olduğunu annesine merak edip sormuş. Annesi de:

-Onlar çalışkan hayvanlar karıncalar. Durmadan kışlık yiyeceklerini toprağın altındaki evlerine taşırlar, demiş annesi.

Biraz sonra ise durmadan zıplayan bir çekirgeye rastlamışlar. Onu da sormadan edememiş. Annesi onu da açıklamış.

-Dikkat et sakın üstüne basma. Bir çekirge ilerlemek için sürekli sıçrar, demiş. Yavru ceylan şaşkınlığını gizleyememiş.

-Orman ne garip. Her türden canlı var. Kimisi uçuyor, kimisi yerde yürüyor, toprağın altına giriyor. Kimileri de durmadan sıçrıyor. Hatta birbirlerini yiyenleri bile gördüm.

Annesi:

-Haklısın evladım. İşte burada farklı türlerde canlılar bir arada yaşamayı başarabiliyor. Arada yaşamak için birbirleri ile beslenmek zorunda da kalabiliyorlar.

Çok yorulan yavru ceylan dinlenmek istediğini söylemiş ama annesi bir an önce evlerine geri dönmek zorunda olduklarını, aksi takdirde karanlıkta vahşi hayvanlara avlanabileceklerini hatırlatmış.

Hızlı hızlı yürüyerek evlerine varmışlar. Bütün gün dolaşmaktan yorulan minik ceylan yatmış ve anında uyumuş. Uyurken de gündüz gördüğü olayları rüyasında görmeye başlamış. Kelebek uçuyor, çekirge sıçrıyor, karıncalar yiyecek taşıyor…

Bir önceki yazımız olan Ders Veren Hikayeler başlıklı makalemizde akıllı çiftçi, çalışmayı öğreten çiftçi ve Kurt ile leylek hikayesi hakkında bilgiler verilmektedir.

] }

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

3 yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?