Değişen İnsan ve Eğlence Anlayışı

Değişen İnsan ve Eğlence Anlayışı

 Günümüzde insanlara ‘eğlence’ deyince ilk akla gelen elektronik cihazlarda oyun oynamak olarak algılanmaya başlanıyor. Doğal olarak çocuklar da büyüklerini örnek aldığı için onlar da eğlenmek, hoşça vakit geçirmek kavramını bilgisayarda ya da şimdiki modern hali ile mobil cihazlarda tabletlerde ve gelişmiş cep telefonlarında oyun oynayarak geçirmek olarak anlamakta.

Daha öncesinde televizyon ekranlarından oynanan atariler girdi. Bu, evde pasif pozisyonda eğlenme anlayışı daha sonra gelişerek oyun salonlarında, bilgisayarlarda, tabletlerde en sonda bütün ailelerin vazgeçilmezi akıllı telefonlarda oyunlar oynayarak vakit geçirme yolu tercih edilmektedir.

Bu durum insanı asosyal bir kimliğe sokuyor,  dert küpü haline getiriyor. Çünkü hepimizin malumudur ki insan sosyal bir varlıktır, bir yerde sabit kalamaz hareketsiz duramaz, hele konuşmadan kendi içini dökmeden asla duramaz. Hal böyle olunca da günümüzün en çok şikayet edilen konusu hastalıklar kendini göstermeye başlıyor. Bütün bu hastalıkların kaynağında aslında yanlış dinlenme, eğlenme, vakit geçirme anlayışı yatmaktadır.

Çok eskiden eğlenmek için insanlar  birbirleri ile etkileşim içinde kalır, birlikte oyun oynar, birlikte güler, hatta birlikte tartışır, oyunbozanlık yapar, mızmızlık eder ama içinde hastalık yapacak hiçbir emare bırakmazdı.

Kahvelerde ise en çok sevilen oyunların başında tavla gelirdi. Tavla oynamak için insanlar bir masanın etrafında toplanır, birbirlerine meydan okur, yeniden kenara çekilir, bir başkası galip gelenin karşısına rakip olarak geçer, her türlü şaka yapılır, karşı tarafa her türlü onur kırıcı demeyelim ama küçültücü şakalar mahiyetinde yapılır, kimse de bunu ciddiye almaz, oyun sonunda yenilen yeneni tebrik ederdi. Hatta şaka mahiyetinde galip gelen tavla kutusunu, sandığını ne derseniz deyin adına, yenilenin koltuğunun altına sıkıştırır ‘öğren de gel’ denilirdi. Bu durumdan kimse alınmaz, gocunmazdı, küsmezdi. Herkes kahkahayla güler eğlenirdi. Kimsede stres diye bir hastalık bilmezdi.

 

Belki yapılan düşünüldüğü zaman aptalca gelebilir. Şu bakımından aptalca diyorum. Oyun oynayanlar eğlenir ama bir de para kazanma boyutu var. Kahveci her değişen oyuncu bölümünde masa etrafında toplanan herkese içecek bir şeyler verir ve maçı kaybeden de bütün içeceklerin parasını öderdi. Burada kuru bir rekabet, kapışma yüzünden masa etrafındaki toplanan 7, 8 veya 10 kişinin içtiği içeceklerin hesabını mutlaka birisi yenilecek, o yenilen kişi de ödeyecektir.

Burada kaybeden oyun da yenik sayılan kişi gibi görünse de hem kazançlı hem de kaybeden olarak sayabiliriz. Kaybediyor çünkü o zamanın geçim standartlarına göre bir oyunda 7, 8 kişinin içtiği çay parasını bir kerede ödemek pek akıl kârı bir durum değildi. Çünkü zavallı köylü kardeşlerimizin ne standart geliri vardı, ne de bol bol harcayacak parası vardı. Kazançlı diyebiliriz, geleceğe yönelik içine hastalık yapacak, içine atacak hiçbir sözcüğü yutarak lafı içinde tutmuyordu. Bu bakımdan hastalıksız kalacağını hesap edersek kazançlı bölümüne kaydedebiliriz.

Bir diğer kazançlı kişi ise doğal olarak işletme sahibi idi. Her değişen oyuncu başına sürekli içecek satılması ile doğal olarak sahibinin kasası dolmakta. Bütün bunlara rağmen yine de o günler bugünkü eğlence anlayışından daha da mantıklı, güzel, insana yakışır olarak kabul edilebilir. Günümüzde ise en başta söylediğim gibi insanlar kimseyle konuşmuyor. Arada bir mecbur kaldıkları zaman konuşmak zorunda olduklarında birbirlerinin söylediklerinden farklı anlamlar çıkarmaya çalışılmakta, farklı biçimde yorumlamaya çalışıp, yine hüsnü kuruntular yapmaktadırlar. Zavallı insanoğlu kendi mutluluğuna engel olmaya devam ediyor.  Hoşça vakit geçirmek varken, durmadan arıza çıkarmak için bahaneler aramak niye?

KUTSAL İNSAN

Bir önceki yazımız olan Cumhuriyetin Değerini Bilelim başlıklı makalemizde CUMHURİYETİN ÇALIŞMA ORGANLARI, DÜNYADA CUMHURİYETE GEÇİŞ ve TÜRKİYE’NİN CUMHURİYETE GEÇİŞİ hakkında bilgiler verilmektedir.


Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

FACEBOOK SAYFAMIZ