Ders Veren Hikayeler

Ders Veren Hikayeler

Çocuklarına çalışmayı öğreten çiftçi Çok eski zamanlarda bir köyde çok akıllı bir çiftçi varmış. Bu çiftçi de her insan gibi yaşlanmış ve yatağa düşmüş. Ölümün kokusunu ensesinde hisseden bu adam çocuklarını yanına çağırmış. Onlara şunları söylemiş: – Sevgili çocuklar, ben artık çok yaşlandım, ölme zamanım geldi. Söyleyeceklerime kulak verin. Yakında öleceğim. Çocuklar babalarının bu sözleri […]

Çocuklarına çalışmayı öğreten çiftçi

Çok eski zamanlarda bir köyde çok akıllı bir çiftçi varmış. Bu çiftçi de her insan gibi yaşlanmış ve yatağa düşmüş. Ölümün kokusunu ensesinde hisseden bu adam çocuklarını yanına çağırmış. Onlara şunları söylemiş:

– Sevgili çocuklar, ben artık çok yaşlandım, ölme zamanım geldi. Söyleyeceklerime kulak verin. Yakında öleceğim.

Çocuklar babalarının bu sözleri karşısında oldukça şaşırmışlar. Hepsi babalarını teselli etmek için farklı cümleler kurmuşlar.

– O ne biçim laf babacığım, olur mu öyle şey, daha sen neler göreceksin… Allah sana uzun ömür versin, gibi sözlerle babalarını teselli etmek istemişler.

Ancak çiftçi ölümü ensesinde hissettiği için onların bu kulağa hoş gelen sözlerine çok dikkat etmemiş. Konuşmasına devam etmiş:

– Hayır hayır, boşuna kendinizi yormayın. Yaşlandım ve çok hastayım. Bundan sonra kurtuluş söz konusu olamaz. Ölmeden sizlere çok önemli bir şeyi itiraf edeceğim. Bunu sakın unutmayın. Bir yere not edin! “Bizim evin arkasındaki tarlada altın gömülü, toprağı güzelce kazın altınları alın.”

Çocuklar duydukları karşısında önce şaşırmışlar, sonra şaşırır gibi yapıp içlerinden sevmişler. Gerçekten de iki gün sonra çiftçi hakkın rahmetine kavuşmuş. Alelacele babalarının maaşını mezara götürüp defneden çocuklar, tarladaki altınları almak için başlamışlar tarlayı kazmaya. Tarlanın her köşesini didik didik kazmışlar fakat babalarının bahsettiği altına rastlayamamışlar.

Çocuklardan bir tanesi bir fikir ortaya atmış.

-Madem tarlayı bir güzel kazdık, emeğimiz zayi olmasın, hazır tarlaya bir şeyler dikelim, demiş. Diğerleri de başka yapacak bir şey kalmadığını düşünerek hak vermişler ve kazılmış ekmeye hazır olan tarlaya buğday ekmişler.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Sezen Aksu’dan Klasikler

Eskiler iyi bilir, toprağa ne kadar emek harcanırsa o kadar verimli olur. Yani emek vermeden, karşılığı olmaz. Çocuklar tarlayı ekdikten sonra yaz gelince hasat etmişler. Çevredeki herkesten fazla buğday hasadı yapmışlar.

Sonradan anlamışlar ki babalarının “Tarlamızın içinde altın var, onu bulun!” sözü ‘tembellikten vazgeçin, çalışın, emek harcayın, karşılığını alın’ mânâsına geliyormuş.

Sütçü kızın hayalleri

Çok uzak bir köyde yaşayan bir kız sütleri güğümlere doldurup sırtına alır şehir pazarına götürürmüş. Yaşadığı yer o kadar güzelmiş ki mis gibi kekik kokulu kırlarda yemyeşil bitkiler arasında hayatını geçirirmiş. Doğal olarak yaşadığı yerin lezzeti süte yansıması ve lezzetin katlanması satacağı süte de yansırmış.

Sütçü kızın hayalleri

Bir gün yine güğüm sırtında pazara giderken içinden, “Bu doğal sütü güzel bir para karşılığında satarsam 100 tane yumurtaya sahip olabilirim, diye aklımdan geçirmiş. Sevincinden gözleri parlarmış.

Sürekli bu şekilde hayaller kurarmış. Hep kendi kendine konuşuyormuş. 100 yumurtayı eve getirdiğim zaman hepsini yemem, yarısını kuluçkaya koyarım. İçinden minik minik civcivler çıkar. 40 tane minik civciv çıksa, onları satsam, sonra bir kuzu satın alırım. Bu kuzuyu güzel otlarla beslerim, büyür, bir güzel koyun olur. Onu da götürürüm pazarda istediğin fiyata satarım. Koyunu da sattıktan sonra onun parasına biraz daha eklerim bir dana satın alırım. Bu hayvanı en güzel otlarla beslerim büyür, verimli bir inek haline gelir. İnek sonra 2 tane buzağı verir. Bunları da büyütürüm ve böylece yavaş yavaş hayvanlarım çoğalır. ben de rahat bir hayat sürmeye başlarım…”

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Karşıyaka (KSK) Futbol Kulübü Nerelerde?

Zavallı sütçü kız bu şekilde hayallere daldıkça mutlu oluyormuş. Mutlu oldukça da yerinde duramıyor havalara uçuyormuş. Hayal bile olsa birçok hayvana sahip olacağını düşünüp kendiyle gurur duyuyormuş.

Tam da mutluluğun zirvesine tırmanırken ayağı yerdeki taşa takılmış, boylu boyuna uzanıp düşmüş. Olanlar olmuş, hayal kurma sebebi olan süt dolu güğüm elinden kaymış ve sütler yerlere boca olmuş.

Kız ne yapacağını şaşırmış. Kurduğu hayallerin elindeki süt güğümlerine bağlı olduğunu anlamış. Birden her şey bitmiş tükenmiş. Üzgün bir şekilde eve geri dönerken şimdi evdeki insanlara ne diyeceğini düşünmeye başlamış.

Hayal kurmak elbette güzeldir ancak hayallere ulaşmak için tedbirli ve dikkatli olmak zorundayız. Aksi takdirde elimizdekileri de kaybedebiliriz.

Kurt ile leylek hikayesi

Güzel bir av mevsiminde bir kurt iyi bir av yakalamış. Bunu diğer hayvanlardan uzak bir köşede güzelce midesine indirirken ağzına kemik batmış. Öyle çapraz bir kemikmiş ki ne yaptıysa ağzından çıkaramamış.

Doktorlar bile ne yaptıysa bu kemiği bir türlü saplandığı yerden çıkaramamışlar. Zavallı hayvan o çevrede tavsiye edilen bütün doktorlara gitse de sorunu çözememiş.

Kurt ile leylek hikayesi

Hayvanlar dünyasının bilge hayvanlarından karıncaya gidip akıl danışmış. Boğazındaki kemiği kimin, nasıl çıkarabileceğini sormuş. O da şu tavsiyede bulunmuş:

– Senin boğazına takılan bu kemiği ancak leylek çıkarabilir. Çünkü leyleğin oldukça uzun bir gagası var. Seni bu dertten onun kurtarabileceğini düşünüyorum. Ona gidip bir sor, demiş.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Yemekle İlgili Fıkralar

Çaresiz kalan kurt hiç zaman kaybetmeden leyleğin yanına gitmiş. Başlamış ona yalvarmaya:

-Leylek kardeş, sen benim en sevdiğim hayvanlardan birisin. Ne olursun bana yardım et. Boğazıma bir kemik saplandı. Gitmediğim doktor kalmadı, hiçbiri çıkaramadı. Senin gagan uzun, bu işi sen başarabilirsin. Eğer boğazımdan bu kemiği çıkarırsan sen ne istersen ben de onu yapacağım. Söz veriyorum, demiş.

Leylek bu fırsatı iyi değerlendirmiş. Kurdu sırtüstü yatırmış, gagasını kurdun boğazına sokmuş. Uğraşmış, didinmiş, en sonunda kemiği çıkarmış.

Kurt rahat bir nefes almış ve “Çok teşekkür ederim. Sayende dünyaya yeniden gelmiş gibiyim.” demiş.

-Rica ederim kurt kardeş, ne demek. Görevimdi. Başka zaman yine gel, yine yardım ederim. Şimdi bana verdiğin sözü tutmanı istiyorum. Kemiği boğazından çıkardığıma göre artık ben ne istersen onu yapacağına söz vermiştin, demiş.

Kurt birden gerçek kimliğine dönmüş, dişlerini çıkarmış ve şunları söylemiş:

-Be sersem kuş, kafanı benim ağzıma sokup çıkardın ve ölmedin. Düşünsene, kurdun ağzına kafası sokup da yaşayan başka bir kuş var mı! Sen buna sevinmen lazım. Şimdi asıl sen söyle, bana hayatta kalman için bana nasıl bir hediye teklif edeceksin!

Bir önceki yazımız olan Çocukça Masallar başlıklı makalemizde deneme masal yazısı, Dostluk Masalı ve Ela Karşıyakalı hakkında bilgiler verilmektedir.


Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?