‘Eşşol Eşek’ Fıkrası

‘Eşşol Eşek’ Fıkrası

Nasrettin Hoca’nın yaşadığı dönemlerde bugünkü otomobil yerine binek hayvanı eşek kullanılırdı. Bir yerden bir yere yük taşımak ya da ulaşmak amacıyla dünyanın en güzel gözlü hayvanlarından biri olan eşekler hizmet verirdi. Nasrettin Hoca da eşek sahibi olan şanslı insanlar arasındaydı. Çünkü o dönemde bazı insanlar eşek satın alacak para bile bulamıyordu. Şimdilerde ikinci el otomobil alım satımı nasıl yapılıyorsa o zamanlarda eşek alım satımı yapılıyormuş.

Hocamız da paraya ihtiyacı olduğu için çok sevdiği eşeğini satmak istemiş. Eşeğinin yularından tutmuş doğru pazara gitmek için yola çıkmış. Nasrettin Hoca önde, elinde ipi arkasında eşeği yavaş yavaş pazara doğru ilerliyormuş.

Günümüzde organize hırsızlık çeteleri o zaman da boş durmuyormuş. Dönemin şartları gereği kendilerine has planlar yapıyormuş. Eşek pazarına yakın bir yerde konuşlanmışlar. 2 üç kağıtçı Hoca’yı takip etmişler. Hoca önden eşeğin ipini çekerek giderken hırsızlardan biri yavaşça eşeğin ipini kesmiş ve kendi boynuna bağlamış. Diğer hırsız ise Nasrettin Hoca’nın eşeğini alıp arka taraftan dolaşmış.

Bütün bu organize suçlar işlenirken zavallı Nasrettin Hoca’nın ruhu bile duymamış. Pazara yaklaşınca eşeğinin ipini biraz yakından tutmak istemiş. Çünkü pazarda diğer eşekler ile ses yarışına girerek kafa ütülemesin, kaçmasın gibi düşüncelerle.

Nihayet pazara varmış ve eşeğe dönüp bakınca şaşkınlıktan küçük dilini yutacakmış. Karşısında, boynunda ilk bağlı olan adamın görünce:

-Sen de kimsin be adam, diye sormuş.

Adam:

-Ben sizin eşeğinizim hocam, tanıyamadınız mı, demiş.

Hoca gözlerini iyice o ovaladıktan sonra iyice bakmış:

-Dalga mı geçiyorsun benimle? Hem konuşuyorsun hem de insansın. Utanmadan eşek olduğunu söylüyorsun, demiş.

Dolandırıcı adam pişkin pişkin:

-Ha, şey hocam. Evet, ben aslında önce insandım, sonra eşek oldum, demiş.

Nasrettin Hoca’nın kafası allak bullak olmuş:

-Nasıl yani? Ne diyorsun anlamıyorum be adam, demiş.

-Kısaca anlatayım hocam. Ben sizin eşeğiniz olmadan önce insandım. Yaramazlık yaptım, annemi çok üzdüm. Annem bir gün beddua etti. Bana “eşşek ol eşşek” dedi. Allah da annenin bedduasını kabul etti. Ben eşek oldum, demiş.

Beyni dumura uğrayan Nasrettin Hoca şaşkın şaşkın bakakalmış:

-Allah Allah, olacak iş mi ya, demiş.

Dolandırıcı adam:

-Evet hocam maalesef durum böyle. Ben aslında önce insandım, sonra eşek oldum. Annem pişman oldu, Allah’a yalvardı, Allah da annemin duasını kabul etti. Bu sefer yeniden insan oldum, demiş.

Şaşkın, çaresiz, ne yapacağını bilmez bir halde adama bakan Nasrettin Hoca mecburen adamın söylediklerine inanmış ve ipi kesmiş, adamı da serbest bırakmış. Dolandırıcı adama giderken şu uyarıyı yapmış:

-Bir daha anneni üzme sakın! Annenin sözünden çıkma, demiş.

Dolandırıcı:

-Tamam hocam, haklısın, demiş.

Hoca eşek pazarında dolaşmaya başlamış. Şaşkın şaşkın dolaşırken o da ne? Karşısında pazara getirdiği gerçek eşeğini görmüş. Hemen yanına yaklaşmış ve eşeğin kulaklarına fısıldamış:

-Ben sana demedim mi, anneni bir daha üzme diye! Ne yaramazlık yaptın yine?

Bir önceki yazımız olan 'Bas üstüne, Ustan Görmesin' fıkrası başlıklı makalemizde acemi berber fıkrası, çırak fıkrası ve temelin kulağı kesiliyor hakkında bilgiler verilmektedir.


Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Facebook’ta Bize Destek Olun