Malazgirt Savaşı’nın Bilinmeyen Yönleri

Malazgirt Savaşı’nın Bilinmeyen Yönleri

Türklerin Anadolu’ya ilk gelişi Malazgirt Savaşı’ndan sonra, diye bilinip söylenir, oysa Türkler daha önceden Anadolu’ya akın akın göç etmişler, yerleşmişler. Bunun en güzel örnekleri aslında Sultan Alparslan’ın Bizanslılara karşı verdiği Malazgirt mücadelesinde Bizans saflarında yer alan Türk boylarının, saf değiştirerek savaşın kaderini etkilemelerinde gizlidir. Malazgirt Savaşı efsaneleri, bilinmeyen yönleri belgesel olarak sizlere sunulmuştur, videoyu izleyerek […]

Türklerin Anadolu’ya ilk gelişi Malazgirt Savaşı’ndan sonra, diye bilinip söylenir, oysa Türkler daha önceden Anadolu’ya akın akın göç etmişler, yerleşmişler. Bunun en güzel örnekleri aslında Sultan Alparslan’ın Bizanslılara karşı verdiği Malazgirt mücadelesinde Bizans saflarında yer alan Türk boylarının, saf değiştirerek savaşın kaderini etkilemelerinde gizlidir.

Malazgirt Savaşı efsaneleri, bilinmeyen yönleri belgesel olarak sizlere sunulmuştur, videoyu izleyerek gizemli yönleri keşfedebilirsiniz.

Alparslan kuvvetlerinin 3 katı büyüklüğündeki bir ordunun karşısına geçtiğinde acaba ne düşünüyordu, Bizans imparatoru Romen Diyojen Türk tehdidini ortadan kaldırabilecek miydi? İmparatorluğa kadar yükselen Romen Diyojen, fetihlerin babası olarak anılan Büyük Selçuklu hükümdarı Sultan Alparslan… Hangisi imparatorluğu’na şanlı bir zafer hediye edecek?

Bu bereketli topraklarda tarihin ilk dönemlerinden itibaren Anadolu’nun talibi hiçbir zaman eksik olmuyor ve bu bereketli topraklarda asla hükümdarlarına yüzyıllardır rahat vermiyor. Bizans kaybetmemek için elinden gelen her şeyi yapacak. Selçuklular da kaybetmemek için elimden gelen her şeyi yapacak.

Son dönemleri imparatorluğun vatandaşlardan oluşan askeri yapısı değişmiş ve askerlere dayalı bir sisteme büründü. Bu yüzden yüzyıllar boyunca büyük savaşlar kazandıran Bizans yeni düşmanı karşısında ne yapacaktı? Ordusu tam hazır değildi. Selçuklularda devlet her zaman bu sisteme girmek için tek başına yeterli değildi. Sultan Alparslan sonuna kadar hak etmişti. Büyük Selçuklu’da artık yepyeni bir dönem başlıyor. Sultan idari işleri yoluna koyduktan sonra sefer hazırlıklarına başlar. Bir kısmını Bizans topraklarına gönderirken kendi bizzat kumanda ettiği askeri, diğer yandan düzenlediği saldırılarla Bizans İmparatorluğu’nun hazır gösteremeyen bir akıncıları. Büyük her Türk askeri kendini ve atını savaşa hazır hale getirecek. Başarılarında en büyük sırrı özellikleri de ok atma. Onlar usta askerlerdi ve at üzerinde neredeyse yerdeki gibi atışlar yapabiliyorlar. Alparslan’ın cesur akıncıları Doğu sınırında fırtına gibi.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Gözler Neden Hassastır

Kötü gidişata dur demek isteyen imparatoriçe cüretkar bir karar verir. Artık tek başına altından kalkamayacağı bir hale gelmişti. Bu yüzden yetenekli ve askerlikle cesur olan biriyle evlenmeye karar verdi. Gerçekten riskli bir hamleydi, çünkü 1067’de vefat eden eşi, imparatorluğun vasiyeti üzerine bir daha evlenmeyeceğine dair yazılı bir yemin vermişti. Eğer sözünden dönerse çok büyük baskılarla karşılaşabilir. Hatta kaybedebilir ancak imparatoriçe tahtı kaybetmeyi, bağlılık belgesi yok. Artık evlenmesi için önünde hiçbir engel kalmamıştı. Evlenmeyi düşündüğü kişi Kapadokyalı asil bir aileye mensup olan Bizans ordusundaki başarılarıyla dikkat çeken biri.

Birkaç ay içinde meydana gelen gelişmeler yeni imparator Romen Diyojen olarak girdiği zindandan canlı çıkabileceğini bile düşünmeyen biri. 1068 yılında imparator oldu. Anadolu toprakları verimli, daha uygun yerleşim alanları var. Bizans sınırları içindeki Doğu Anadolu Alparslan’ın büyük bir meydan okuması ile karşı karşıya ve çözüm hemen hayata geçirmek. Yoksa toplanan vergiler eksilecek.

Bizans ordusunun en yetenekli askerliğini anlayacağınız Anadolu’dan topladı, ancak bir karar verirken elindeki güvenilir askerlerle yoluna devam edecek ya da paralı askerlere ordusunun sayısını arttırmalı. Yani savaşın ortasında hücum emri verdiğinizde hiç istemediğimiz bir manzarayla karşılaşabilir. Romen Diyojen kararını vermişti. Yüzlerce yıldır elinde tuttuğu Anadolu topraklarına 1068 yılında sefere çıkmaya karar verdi. Bir de zaferle dönmek, yerini iyice sağlamlaştırabilirdi.

Sultan Alparslan

Alparslan, Selçuklular geniş coğrafyaya birçok cephede aynı anda savaşmak zorundaydı. Türkmen Beyleri Alparslan’ın emriyle Bizans’a yönelik akıllarına devam ediyorlardı. Romen Diyojen ordusuyla son derece donanımlılardı. Oldukça ürkütücü görünüyorlardı. Roma geleneğinden geldikleri için kusursuz bir formda savaşabilirlerdi. Karşılarına hazırlıksız çıkarsanız sizi ezip geçerler.

Selçuklular Fırat Nehri’nin doğuşuna ilerledi. Aslında Diyojen tam olarak istediğini alamamıştı, çünkü Bizans’ın fethettiği yerlere Türkler geri gelip tekrar yine de bu tür toplama bir arada tutacak. Diyojen büyük bir komutandı ve Alparslan eğer başarı elde etmek istiyorsa onunla bizzat ilgilenmesi gerektiğini artık çok daha iyi biliyordu. Her şeyi sonlandıracak büyük savaşa hazırlanmak için İstanbul’a dönüyor Romen Diyojen. Anadolu toprakları sabırlı ve akıllıca hareket eden ile ayakta kalabilecek kaygan bir zemine dönüşmüştü. Acele karar veren taraf olmak istemiyordu her iki komutan da.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Bermuda Şeytan Üçgeni

Bunlar yaşanırken Fatimi Devletin ileri gelenleri Alparslan’ı Mısır’a davet etti ve bu Alparslan ile Romen Diyojen arasındaki kırılgan zenginin değişmesine yol açtı. Alparslan Fatimi Devletini ele geçirerek ikiye bölünmüş İslam dünyasını birleştirmek istiyordu. gelen daveti bir fetih harekâtına dönüştürerek o hayalini gerçekleştirme niyetinde. Asıl hedefi İslam dünyasının birliğini sağlamak. Romen Diyojen meselesini bir süreliğine rafa kaldırıldı. Yamamen Mısır seferine yoğunlaştı. Horasan’dan süratle Mısır’a doğru harekete geçen Sultan Alparslan Bizans’ı tamamı ile görmezden gelemez.

Anadolu’daki kayıplarını telafi etmek için yolunun üzerindeki Bizans kalelerini kısa sürede fethederek Mısır seferine devam etti. Selçukluların en temel özellikleri hızlı hareket etmelidir. Bu durumdan pek rahatsız olmuş gibi görün Bizans o kadar gerginken Anadolu’nun uzaklaşmasının mantıklı bir açıklaması yok. Tamamen duygusal yönden alınmış bir karar ve bu Anadolu’nun altın tepside sunulması.

Alparslan kararlı bir şekilde Mısır’a doğru ilerlerken imparator ona bir elçi gönderdi. Sultan Alparslan’dan, ele geçirdiği yerleri teslim etmesini, kendisine armağanlar göndermesini, istekleri gerçekleşmezse büyük bir orduyla geleceğini… Kazanacağından emindi.

Sultan Alparslan Romen Diyojen’e karşı

Alparslan için risk, göründüğünden çok daha büyüktü. Romen Diyojen sadece Anadolu’da hakimiyet kurmak istemiyordu; onun asıl hedefi, Büyük Selçuklu Devleti’ni tarih sahnesinden tamam silinmesi. Alparslan müthiş bir ikilemin içine düşmüştür. Barış şartlarını bildiren Romen Diyojen Alparslan’ın vereceği cevapla ilgilenmiyor, Anadolu’daki Selçuklu varlığına mutlak bir şekilde son vermeyi kafasına kazımış.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Alageyik Türküsü'nün Gerçek Hikayesi

Bizans İmparatorluğu ayağına gelen fırsatı kaçıramaz. İstanbul’dan harekete geçecek olan Romen Diyojen’in ordusu yaklaşık 200000 kişiydi. Ancak hiçbir savaş sadece sayılarla kazanamamıştır. Çok kazanmak istiyorsanız birçok değişkeni başarılı bir şekilde yönetmek zorundasınız. Askerleri motive etmek de bunlardan biri. Başarılı bir komutanın imkansızı başarması gerekir. Bizans ordusu birçok milletten olmuşsa da askerlerin hemen hemen hepsi bunu avantaja çevirecek kadar zeki bir komutan Romen Diyojen. İmparator seferden hemen ölçek Ayasofya Kilisesi’nde bir ayin düzenledi. Dua eden Diyojen, Müslümanları yenemezlerse Christian dünyanın büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalacağını anlatan bir konuşma yaptı ve askerlerinin nasıl bir sorumluluk altında olduklarını hissetmelerini sağladı. Ayasofya’da yapması daha olumlu etki bıraktı. Büyük, çözmesi gereken bir sorunu daha vardı. Tahta çıkmasını istemeyen komutanlar, aynı anda hem onlarla hem de Alparslanla uğraşamaz. Bu yüzden güvenmediği komutanları orduya dahil etmeyerek gücünü kanıtladı ve ihanete uğramayamazdı.

Artık Sultan Alparslan ile karşılaşacağı gün için hazırdır ve dev ordusuyla birlikte Selçuklu topraklarına doğru ilerlemeye başladı. Erzurum’a ilerlediğini haber alan Sultan Alparslan karar vermeli. Mısır’dan vazgeçecek değil. Savaşın seyrini istediği gibi belirleyen taraf artık Diyojen’di. Bu üstünlüğü karşı tarafa kaptırmaya asla izin veremez, çünkü bu kesin bir mağlubiyet.

Alparslan planı devreye soktu. Sultan, ordusunun bir kısmını Mısır’ın Fethine gönderdi. Yalnızca 4000 asker ile birlikte yola çıktı. Akıncı beylerine haber gönderip hepsinin yanında yer almasını istedi. Savaşın nasıl sonuçlanacağı merakla bekleniyordu…

Malazgirt Savaşı’nın bilinmeyen yönlerini videonun tamamını seyrederek öğrenebilirsiniz.

Bir önceki yazımız olan Berbat 2 Buluş; Cips ve Cola başlıklı makalemizde Cola nasıl bulundu?, George Crum ve Patates cipsi nasıl icat edildi? hakkında bilgiler verilmektedir.

] }

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?