Nasrettin Hoca Nişadır Sayesinde Uçuşta

Nasrettin Hoca Nişadır Sayesinde Uçuşta

Şimdiki gibi kombi, doğalgaz, elektrik ısıtıcısı, merkezi sistem kalorifer yokmuş Nasrettin Hoca’nın yaşadığı dönemlerde. Soğuk kış günlerinde evi ısıtmak çoluk çocuğu hastalıklardan korumak amacıyla soba yakılmalı ya da bugün şömine denilen, geçmiş dönemde ocak adı verilen ısınma alanları hep ateşle desteklenmeliymiş. Tamam, iyi, güzel, hoş da nereden gelecek bu sıcağın kaynağı. Elbette odun lazım, kütük lazım, ormana gitmek, bunları eve taşımak lazım. Odun ormandan temin edilmeli, taşıma aracı olarak da eşekler vasıtasıyla eve ulaştırılmalıdır.

Nasrettin Hoca kışın yakacak odunun yaz mevsiminde temin etmeli, odun çekmelidir. Odun taşımak için hızlı, güçlü, akıllı bir eşek sahibi olmak lazımdır. Amma ve lakin Nasrettin Hoca’nın sahip olduğu Karakaçan tembel mi tembel, miskin miskin, uyuşuk uyuşukmuş. Her gün eşeğe “deh” demekten yorgun düşmüş. Bu durumu eşe dosta anlatmış. Bir çözüm bulmak, eşeğini hızlandırmak, odunları bir an önce taşımak derdindeyim.

İşgüzarın birisi hocaya bir akıl vermiş. Demiş ki:

-Hocam, eşeğin kıçına nişadır sürersen senin Karakaçan uçuşa geçer. Sen bile peşinden yetişemezsin.

Hocanın aklına pek yatmamış ama “denemek de bir zarar yok”, diye düşünmüş.

Bir gün yine odun taşımak amacıyla ormana gitmiş. Odunları hazırlamış, hayvanın üstüne yüklemiş. İpini bağlamış, köyün yolunu tutmuşlar. Ancak eşek yine her zamanki gibi uyuşuk, miskin, isteksiz, gitsem mi gitmesem mi  yol alıyormuş. Yanında bir tutam nişadır götüren Nasrettin Hoca arkadaşının söylediği gibi eşeğin kıçına nişadırı dokundurmuş. O da ne? Eşek öyle hızlanmış ki mübarek dere tepe demeden koşturuyormuş. Olan Nasrettin Hoca’ya olmuş. Eşeğin arkasından yetişememiş. Hızlanmış, koşmuş o tempoda köye gelmiş. Eşeği, üzerindeki yükleri indirdikten sonra serbest bırakmış.

Bu durum hocanın çok hoşuna gitmiş ertesi gün yine aynı şekilde eşek yükünü aldıktan sonra basmış nişadırı, uçurmuş eşeği ama kendisi ile eşek arasında oldukça fazla mesafe oluşmuş. Bu duruma çözüm bulmak amacıyla aklına bir hinlik gelmiş. Eşeğe bu kadar güç veren nişadır bana da faydalı olur, diyerek bir parçada kendi poposuna nişadır sürmüş. Nasrettin Hoca da eşekle yarışır duruma gelmiş. O hızla eşek önde Nasrettin Hoca peşinde eve gelmişler ama Nasrettin Hoca’nın kıçı yanıyormuş. Yerinde duramıyormuş. Eve girmiş. Evde odalar arasında durmadan koşturuyormuş.

Hanımı bir anlam verememiş. Hocanın peşinden o odadan bu odaya, diğer salona, yukarı, aşağı koşturuyormuş. Kadın dayanamayıp:

-Hocam bir otur Allah’ını seversen. Peşinden yetişemiyorum. Ne yapıyorsun sen böyle, demiş.

Nasrettin Hoca:

-Eğer benim peşimden yetişmek istiyorsan sen de popona nişadır sür hanım, demiş.

Bir önceki yazımız olan Temel ile Dursun Altın Peşinde başlıklı makalemizde Temel altın gömmemiştur ve Temel Dursun Fadime İdris hakkında bilgiler verilmektedir.


Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Facebook’ta Bize Destek Olun