Nasrettin Hoca’nın Etkileyici Fıkraları

Nasrettin Hoca’nın Etkileyici Fıkraları

Utanmaz Eşek Günümüzde olduğu gibi Nasrettin Hoca zamanında da ev işlerinin yapılması konusunda anlaşmazlıklar yaşanıyormuş. Bu nedenle evde Hoca ile hanımı işbölümü yapmışlar. Bazı işler hoca tarafından, bazıları da hanımı tarafından yapılıyormuş. Zaman içerisinde işler karışmış olsa da düzgün bir şekilde işlerin yürüdüğü gözlenmiş. Bazı işler çakışsa da yine idare ediliyormuş. Müthiş Nasrettin Hoca Fıkraları […]

Utanmaz Eşek

Günümüzde olduğu gibi Nasrettin Hoca zamanında da ev işlerinin yapılması konusunda anlaşmazlıklar yaşanıyormuş. Bu nedenle evde Hoca ile hanımı işbölümü yapmışlar. Bazı işler hoca tarafından, bazıları da hanımı tarafından yapılıyormuş. Zaman içerisinde işler karışmış olsa da düzgün bir şekilde işlerin yürüdüğü gözlenmiş. Bazı işler çakışsa da yine idare ediliyormuş. Müthiş Nasrettin Hoca Fıkraları okumak isteyen var mı?

Hocanın eşekle yapılması gereken işlerin çok sık çakıştığı olurmuş. Çünkü su getirilmesi, oduna gidilmesi gibi durumlarda Nasrettin Hoca ile eşi arasında iş bölümü konusunda çakışmalar oluyormuş. Eşek her ikisinin de ortak kullandığı bir araçmış.

Günün birinde Nasrettin Hoca uzun yol gidilmesi gereken yere eşekle gidecekmiş. Yola çıkmak için eşeğin hazırlanması gerekiyor . Onun için üzerine semer koymak için ahıra girmiş. Tam o esnada hanımı Hocaya sormuş:

– Eşeği ne yapacaksın?

– Şehre gitmeyi düşünüyorum. Akşam olmadan dönerim. Bir ihtiyacın varsa söyle alayım.

– Hayır. Hiçbir ihtiyacım yok. Ben eşeği istiyorum. Acil su ihtiyacımız var. Önce suyu getir sonra şehre gidersin.

– Olur mu be hatun, artık şehre gitmek için hazırlandım. Hem yolum çok uzun. Sen biraz anlayış göster suyu sonra getiririim.

– Hayır öyle olmaz. Bak evde bir damla su kalmadı. Abdest almak istesek su yok.

– Hanım o zaman sen komşunun eşeğini iste. Onunla suya gidersin. – Hayır öyle şey olur mu. Daha dün komşudan eşeğini ödünç aldım tekrar istersem çok ayıp olur. Hoca biraz düşündükten sonra hanımına şu ilginç cevabı vermiş:

– Hanım ne ayıbı? Sen git hayvanı al. Eşek ayıptan anlamaz ki!

Nasrettin Hoca Fıkraları

Neler oluyor şu hayatta

Her insanın yaşadığı geçim sıkıntısını Nasrettin Hoca da yaşamış. İhtiyaç olunca mecburen tanıdıklarından borç para istemek zorunda kalırmış. Herkesin başına gelebilir. Müthiş Nasrettin Hoca fıkralarından biri daha…

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Zenginlik Üzerine Fıkralar

Gerçekten de herhangi birinden borç para istemenin ne kadar zor olduğunu bilmeyen yoktur. İnsan başkasına gidip boyun eğip borç istediği zaman çok mahçup olur.

Nasrettin Hoca bir gün sıkışmış ve borç para istemek zorunda kalmış. Maddi durumu iyi olan Tıknaz Efendinin yanına gitmiş. Borç para isteyecek ya söyle bir giriş yapmış:

– Çok muhterem Tıknaz Efendi. Son günlerde biraz elim sıkıştı. Söz veriyorum sana. Haftaya borcumu öderim. Bana biraz borç para verirsen çok sevinirim.

Kimse borç para vermeyi sevmez. Tıknaz Efendi de para vermemek için bir şeyler söylemiş. Biraz da üzülmüş gibi yaparak ellerini karnının üstüne vurarak:

– Tüh be hocam! Keşke dün gelseydin. Dün olsaydı ne kadar ihtiyacın varsa sana verirdim. Ama bugün üzgünüm.

Nasrettin Hoca durumu anlamış ve şu cevabı eklemiş:

– Üzülmene gerek yok. Ben bu durumları çok iyi biliyorum. Eğer bir daha paraya ihtiyacım olursa borç almak için sana bir gün önce geleceğim.

– Evet ama hocam, maalesef paramın hepsini oğluma verdim. O da dışarıya çıktı. Artık metalik kalmadı. Benden bundan sonra borç istesen de sana veremem.

Nasrettin Hoca’dan kurtuluş yok. Yine bir çıkış yolu bulur:

– Üzülmene hiç gerek yok Tıknaz Efendi. Ben senin adına da borç isteyebilirim.

Hoca oradan çıkmış başka bir yere gitmiş kapıyı tıklatmış. Kapıyı evin kadını açmış. Nasrettin Hoca’yı görünce şaşırmış. Hocanın para isteyeceğini anlamış ve başlamış sızlanmaya-

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Papağan Fıkraları

– Sorma Hocam, benim kocam olacak adam çulsuzum teki. Hiç çalışmaz, eve hiç faydası olmaz. Bize hiç baklava börek getirmez. İnanır mısın bizim evde bazı günler yemek pişmiyor. Bırak yemeği su bile yok. Şu üstündeki elbiseye bak çok eski. Komşularla bir arada oturmaktan utanıyorum. Gördüğün gibi Hocam ben de çok zor durumdayım. Benim bu halim ne olacak hocam? Bana bir söyler misin benim günahım ne, neden böyle bir evde yaşıyorum…

Kadının bitmek bilmeyen sızlanmaları karşısında Nasrettin Hoca şaşırır kalır. En sonunda kadın hocaya ne istediğini sorar. Tepesi atan Hoca:

– Be hatun, kocan olacak o adama söyle. Sakın kapıma gelip borç istemezsin. Eğer bizim kapıyı çalarsa ve eşim kapıyı açarsa, benim hatunun onun hatundan daha fazla söyleyecekleri var.

Mutlaka para bulması gereken Hoca 31 kapıyı çalmış. Bu sefer kapıyı evin küçük çocuğu açmış.

– Hoş geldiniz hocam! Tam da seni bekliyordum.

– Peki benim geleceğimi nasıl anladım çocuğum?

– Nasıl olacak, az önce annemle babam birbiriyle tartışıyordu. Hoca’nın durumu hiç iyi değil, kesin bize borç para istemeye gelir, diyorlardı.

Hoca hayret eder.

– Demek öyle. Benim durumumun kötü olduğunu duymayan kalmadı. İşte hesabımı bilmezsem, paramı doğru harcamazsan sonun böyle olur. Çocuğum sen de babana selam söyle. Nasrettin Hoca durumunu düzeltmiş, paraya ihtiyacı kalmamış, de. Koyunlarımın hepsi kuzulamış ve zengin olmuş paraya ihtiyacı kalmamış de.

– Söylerim Hocam. Şu anda zaten kapının arkasında seni duyuyor. Bana söylediklerinin hepsini babam duyuyor. Nasrettin Hoca arkasını dönüp oradan ayrılırken kapının arkasından “çat, pat” sesleri gelmeye başlar.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Geleceğe Damga Vuracak Zeka Oyunu; SİGULA

Hoca pes etmez illa borç para bulmak zorundadır. Bir başka kapıyı çalar.

– Son defa da bu kapıyı çalacağım, olursa olur olmazsa çaresine bakarız.

Bu sefer kapı açılmaz, ev sahibi pencereden cevap verir. Hoca’yı görünce tanımazdan gelerek:

– Kimsin sen, dilenci misin?

Nasrettin Hoca tepesi atar:

– Kör müsün, benim kim olduğumu görmüyor musun?

– Hayır, gözlerim biraz bozuk çok iyi göremiyorum.

– O halde beni sesimden de mi tanıyamadın?

– Kulaklarım da iyi değil, çok iyi duyamıyorum.

– Be mendebur adam! Kulakların duymuyorsa beni nasıl anlayıp cevap veriyorsun.

– Ben çok iyi dudak okurum.

Hoca anlar ki bu komşusu da borç para verme niyetinde değil. Kızan hoca:

– Gördüğün halde görmüyorum, duyduğun halde duymuyorum diyorsun. o zaman kafanı içeriye çek. Allah cezanı versin.

O anda Hocanın nefesi daralır, boğazı tıkanır. Bugüne kadar bu şekilde bir zorluk yaşamaz. Böyle olacağını bilseydi hiç kimsenin kapısına gitmezdi, borç para istemezdi. Başı öne düşmezdi.

Tam o esnada Şakir Efendi adındaki zat hoca ile karşılaşır ve Hocanın durumunu sorar:

– Neden üzüldün, neye canın sıkıldı merak ederim.

Nasrettin Hoca da:

– Hiç sorma Şakir efendi. Derdimi hiç kimseye söyleyemem.

– Olur mu canım, söyle de biz de bilelim.

– Çok zor durumdayım. Elim dar. Para istedim ama hiç kimse bana yardımcı olmadı. Artık kimseden para istemeye yüzüm yok, çok utanıyorum.

Bir önceki yazımız olan Ceylan ve Yavrusu başlıklı makalemizde Anne ceylan, Ceylan ile Yavrusu ve ceylan yavrusu hakkında bilgiler verilmektedir.

] }

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

  1. Çok güzel olmuş.Hepsini beğendim.Benimde sitem var.Bu kadar şeyi nasıl biliyorsunuz.
    Harikasınız güzel.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?