Rüzgârlı Hayat

Rüzgârlı Hayat

Hayat çok güzel değil mi? Cıvıl cıvıl kuşlar uçuşuyor, denizdeki hayvanlar da bir günü geçirmek için çaba harcıyor.

Çok eski zamanlarda Selim adında bir çocuk yaşarmış. Evinde kuş beslemeyi seviyormuş. Kuşunun adını Rüzgar koymuş. Rüzgar durmadan yem istiyormuş ama Selim ona her istediği zaman yem veremiyormuş. İstediği kadar yiyecek alamayan kuş evden firar etmeyi kafaya koymuş. Odanın penceresi açık olduğu bir anda fırsatı kollayıp uçmuş dışarıya. Rüzgar kaçmış ve özlediği hayata doğru kanat çırpmış.

Kuşun düşünemediğin bir şey varmış. Her yer atık malzemelerle dolu olduğunu akıl edememiş. Fabrika kokuları çevreyi sarmış. Hayalini kurduğu yiyecekleri bir türlü bulamamış. Oradan ayrılarak ormana doğru uçmuş. Ormanda da çeşitli tehlikeler onu bekliyormuş. Orada da rahat edememiş. Ormandan korkup kaçmış. Rüzgar hiçbir yerde rahat edemeyeceğini anlamış ve üzülmüş. Kendi kendine “Ben nerede yaşayacağım” deyip duruyormuş.

Okuldan dönen Selim eve gelince bir de ne görsün, pencere açık, Rüzgar evi terk etmiş. Selim’i almış bir telaş. Annesine sormuş ama maalesef annesinin de haberi yokmuş kuşun kaçtığından.

Ormanda kendine yer edinmeye çalışan Rüzgar deniz anası ile karşılaşmış. “Sen ormandan gitmemiş miydin” diye soran deniz anasına Rüzgar şöyle cevap vermiş:

– Evet önce yırtıcı hayvanlardan korkmuştum ve ormanı terk etmiştim. Ama şimdi kendimi savunmayı öğrendim.

-Harikasın, işte bu! Doğru olanı yapmışsın. Sen de kendine bir yuva yap, tehlikelerden korunmaya çalış, demiş denizanası.

Rüzgar ormanda yaşamaya başlamış. Kendine güzel bir yuva yapmış. Yuvasında diğer canlılarla birlikte uyum içinde yaşamaya karar vermiş.

Rüzgar’ın yanına kötü bir martı gelmiş. Rüzgar kendini savunmasını bildiği için onları yuvasından uzaklaştırılmış. Artık evi güvende imiş. Ormandaki bütün hayvanlar uyumuş.

Selim

Sabah olunca ormana yeni bir kuş daha gelmiş. Kuşun adı da Maviş imiş. O da evini terk eden bir muhabbet kuşu imiş. Rüzgar ile Maviş birlikte vakit geçirmeye başlamışlar. Diğer kuşlar bu iki muhabbet kuşunun karıştırmaya başlamışlar ama hiç dert etmemişler.

Ormandaki martılar bir daha muhabbet kuşlarına zarar vermemişler. Arada bir martıların kralı diğer kuşlara saldırıyormuş ama fazla zarar veriyorlarmış. Diğer kuşlar hep birlikte martılara karşı koyuyorlarmış. En sonunda martılar kimseye zarar vermemeleri gerektiğini anlamışlar. Orman kanunları olduğunu ve bu kanunlara uyulması gerektiğini anlamışlar. Başkasına zarar vermek isteyen hayvanlara diğerleri hep birlikte karşı geliyormuş.

Hayat ormanda herkesin istediği şekilde akıp gidiyormuş. Selim kuşundan ayrı yaşamaya alışmak zorunda kalmış. Şunu anlamış ki hayvanlar kafeste uzun süre kalınca sıkılıyormuş. Onların da ağaçlarda yuva yapma, gökyüzünde uçma hakkı var. Bu sebeple insanlar kendi zevkleri için hayvanları evlerine hapsedip cezalandırılmaması gerekiyor. Hayat hem insanlar için hem de hayvanlar için özgür olunca güzel.

Emircan Bildik ikinci hikaye denemesini de başarıyla tamamladı. Siz öğrenciler için uygun olduğunu düşünüyoruz. Hayatın değeri yaşayarak anlaşılır.

Bir önceki yazımız olan Portakal Çiçeği Karnavalı İlgi Görüyor başlıklı makalemizde Adana kültürü, Adana Portakal Çiçeği Karnavalı ve Adana Sokak Festivali hakkında bilgiler verilmektedir.


Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

FACEBOOK SAYFAMIZ