Selamlaşmak

Selamlaşmak

Selam, gönülden gönüle kurulan bir köprüdür. Selam, iyi bir başlangıç, kalıcı bir izlenim bırakmaktır. Kelimenin kökeni değil, taşıdığı anlam üzerinde durmak gerekiyor. Geçmiş dönemlerle kıyasladığımız zaman, selam kültürü neredeyse dibe vurmuş durumdadır. Köylerde yaşayan insanlar istisna tutulursa, kimse kimseye selam vermiyor maalesef! Yanınızdan geçen biri sizin gözünüzün içine baka baka, hiç bir şey söylemeden, hiç […]

Selam, gönülden gönüle kurulan bir köprüdür. Selam, iyi bir başlangıç, kalıcı bir izlenim bırakmaktır. Kelimenin kökeni değil, taşıdığı anlam üzerinde durmak gerekiyor.

Geçmiş dönemlerle kıyasladığımız zaman, selam kültürü neredeyse dibe vurmuş durumdadır. Köylerde yaşayan insanlar istisna tutulursa, kimse kimseye selam vermiyor maalesef!

Yanınızdan geçen biri sizin gözünüzün içine baka baka, hiç bir şey söylemeden, hiç bir jest yada mimik yapmadan öylece geçer gider. Ne kadar vahim aslında!
Sosyal bir varlık olan insan için, yalnızlaşmanın başladığı anlamına geliyor bu durum.

Çok mu zor, karşımızdan gelene güleryüzle baş sallamak, “merhaba, günaydın, iyi akşamlar, hayırlı sabahlar, selam, selamun aleyküm” vb. söylemek? Bizim genlerimize kadar ilerleyen ayrışma hastalığı, burada da karşımıza çıkıyor. Toplu yaşanılan hastane, fabrika, okul vb yerlerde bile selam vermek gerektiği durumlarda bazıları kasıtlı olarak ‘selam’ kelimesini söylerken, bazıları da ‘selamun aleyküm’ diyor; en güzelini de kimseyi üzmeden canı ne isterse onu diyenler yapıyor. Ne kadar ayıp oysa, ne luzumsuz işlerle uğraşarak her şeyi mahvettiklerini düşünmüyorlar, bazı kendinibilmezler!

‘Selam’ anlamını içeren ne kullanırsak kullanalım, karşımızdaki insana ulaşalım. Bakın görün, muhabbetin doruklarına çıkacaksınız. En zor olanı giriş yapmak, yani selam vermek… Karşımızdaki de bizim gibi bir insan. Gurur yapmadan, kendini kasmadan ilk önce sen başla muhabbete. Göreceksin ki o insan da çok mutlu olacak konuşmaktan, insan yerine koyulmaktan. Çünkü büyük kalabalıklar içinde yaşayan ve derdini kimseye açamayan insanın o kadar çok söyleyeceği şey var ki…
En çok yalnızlık çekenlerin kalabalıklar arasında yaşadığını hepimiz biliyoruz artık. Sebebi ise yine hepimizin bildiği gibi, kimse paylaşımda bulunmuyor ya da paylaşacağı güvenilir kişiyi bulmakta zorlanıyor. Yine bu durum da teknolojinin gelişmesinin sonucu olarak kendini gösteriyor.

BUNU DA OKUMALISINIZ!  Fıkralar Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Küçük yerleşim yerlerinde ise selamlaşma olmazsa olmaz, bir durumdur. Selam vermek birinci prensiptir. Kazara unutan biri olursa vay haline! Neden selam vermedi ki, küs mü, benim bir yanlışım mı var acaba… diye insanlar sebebi üzerinde bile kafa yorarlar ve meraklarını yenmek için unutan kişiye sorarlar. Neden selam vermedin?
Köylerde yaşayan insanlar, şehirde yaşayan insanlardan daha mutlu ve neşelidir. Hem birbirleriyle selamlaşırlar hem de şakalaşırlar. Şehirlerde yaşayan insanlar ise hayattan bezmiş, yorgun, mutsuz ve çözemediği o kadar çok (önemsiz) sorunu var ki…

Gavur dediğimiz ecnebiler bile bu konuda bizden ileriler. Tanısın tanımasın gördüğüne güleryüzle selam verir. Mutluluğun adresi gayet basit; selamlaş, şakalaş, yardımlaş, paylaş!

Bir önceki yazımız olan Özgürlüğe Değer başlıklı makalemizde özgürlük ve özgürlük makalesi hakkında bilgiler verilmektedir.


Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?