SEYYİD KUTUB KİMDİR?

SEYYİD KUTUB KİMDİR?

1906′da Mısır’da Asyut kasabasına bağlı Kalıa köyünde dünyaya gelen  Seyyid Kutub’un babası, köyde saygın bir kişi ve Vatan Partisi’nin bir  üyesiydi. Hacı İbrahim Kutup ziraatla iştigal eder, elde ettiği ürünün bir  kısmını satar, bir kısmını da fakirlere dağıtırdı. Annesi ise çok mütedeyyin  ve asil bir aileye mensup bir kişiydi. Seyyid Kutub’a terbiyesiyle, sevgi ve  şefkatiyle […]

1906′da Mısır’da Asyut kasabasına bağlı Kalıa köyünde dünyaya gelen  Seyyid Kutub’un babası, köyde saygın bir kişi ve Vatan Partisi’nin bir  üyesiydi. Hacı İbrahim Kutup ziraatla iştigal eder, elde ettiği ürünün bir  kısmını satar, bir kısmını da fakirlere dağıtırdı. Annesi ise çok mütedeyyin  ve asil bir aileye mensup bir kişiydi. Seyyid Kutub’a terbiyesiyle, sevgi ve  şefkatiyle çok etliki olan en önemli kişilerdendir.

SEYYİD KUTUB’UN HAYATININ ÖNEMLİ AŞAMALAR

Seyyid Kutup  hayatının ilk evrede, babasının özenli dini terbiyesi altında yetişmiş bir  kişilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir yanda medreseye devam ederken  diğer taraftan da babasının özel terbiyesi altındadır. Bunun sonucunda daha 10 yaşına gelmeden Kur’an-ı Kerim’in tamamını hatmetmişti. Seyyid Kutup Kahire’ye giderek liseyi başarıyla bitirdi ve ‘Darul Ulum Üniversitesi’ne girdi. Darul Ulum’a girişteki maksadı ise Arap dilinde kendini geliştirmekti. Darul Ulum’da 4 yıl boyunca Tarih, Coğrafya, Arap edebiyatı, İngilizce, Sosyoloji, Matematik, Fizik, Felsefe ve Dini İlimler derslerini öğrendi.

SEYYİD KUTUB KİMDİR?

Seyyid Kutup’u okutan hocalardan Mehdi Allame “Şairin Hayattaki Görevi” adlı kitabının önsözünde şöyle diyor: “Seyyid Kutup’un benim talebem olması, bana çok büyük bir mutluluk veriyor. Eğer hayatta benim ondan başka talebem olmasa bile onun varlığı mutluluk olarak kafidir.”

Darul Ulum’dan mezun olduktan sonra Milli Eğitim Bakanlığında müfettiş olarak çalıştı. Ancak bir yazar olarak görevini daha iyi yapabilmek için bu görevde fazla kalamayarak istifasını verdi. Yazarlıktaki büyük başarısı çok geçmeden Seyyid Kutup da tıpkı Mustafa Sadık Rafı, Abbas Mahmut Akkad ve Taha Hüseyin gibi muhteşem bir yazar olarak kendini gösteriyordu. Seyyid Kutup’un yazıları da diğer önemli yazarlar gibi büyük gazete ve dergilerde çıkmaya başlamıştı.

Seyyid Kutup’un hayatının önemli bir aşama ise 1939 ile 1951 yıllarıdır. Bu dönem aynı zamanda Seyyid Kutup’un İslâmi düşünceye dönüşünün de bir başlangıcıdır. 1939′da “El-Muktatif’ dergisi Seyyid Kutup’un “Kur’an Kerim’de Fennî Tasvir” adlı bir makalesini yayınladı. Seyyid Kutup bu yazısında bazı ayetlerden örnekler vererek Kur’an’daki sanatsal güzellikleri ve onun üstün icazını ortaya çıkarıyordu. Seyyid Kutup bu yazısıyla aynı zamanda Kur’an’da icaz olayını inkar eden yazar Akkad’ın görüşlerinden de ayrılıyordu.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  İbadet Anlayışı ve Din Görevlisi

Seyyid Kutup yazdığı kitaplarının, almış olduğu dini terbiyenin bir sonucu olduğunu açıkça itiraf ederek, Kur’an’ın uslubu ve mükemmelliği ile kendisini uyandırmasına vesile olduğunu söylemektedir. Seyyid Kutup’a göre ilmi Kelamın uslubu olan cedel, dinde pek sonuca götürmemektedir. Sebebi ise akıl Kur’an’ın inceliklerini ve harikalıklarını tam olarak anlamaktan acizdir. Akabinde  “Sahrada” adlı bir kasidesini yayınlayan Seyyid Kutup, her şeyin bir düzen ve ölçüye göre yaratıldığını anlatmaktadır. 1946′da “İşte Sahtekarlık” adlı kitabında Abdullah Ali el-Kasımı ile iki konuda ters düşüyordu. Bunlar “İnsanın yaratmak konusundaki gücü” ve “İnsanın dinlere inanmasıydı”. Akkad ve onun gibileri makalelerinde genelde Abdullah Ali’nin kitabını, dolayısıyla fikirlerini överlerken, Seyid Kutup ise şiddetle eleştiriyordu. Çünkü Abdullah Ali, dinin yaşamın gerçeklerine ters olduğunu, dine tabi olanların gerilediklerini, özellikle İslâm’ın insanı gerilettiğini savunuyordu. İşte bu sebeple Seyyid Kutup Abdullah Ali’nin demogojilerine, yazdığı kitapla hücum ediyor, eleştiriyor ve bu saçma düşünceleri çürütüyordu.

Ekim 1946′da Seyid Kutup’un İslâmi fikre başlangıç olarak kabul edilen “Konum Dersleri” adında makalesinde Mısır’ın toplum yapısının, siyasi, ahlaki ve sosyal yönlerden eleştirisini yaparak, Müslümanları daha çok çalışmaya davet ediyordu. Toplumun eğitilmesi için ne yapılması gerekiyorsa yapılmasının Müslümanların yapmak zorunda oluşunun Kur’an-ı Kerim’in emri olduğunu söyleyen Seyyid Kutup delil olarak da Allah’ın şu ayet-i kerimesini gösteriyordu: “Sizden iyiliği emreden, kötülükten sakındıran, bir topluluk olsun. İşte asıl kurtuluşa erenler onlardır.”

SEYYİD KUTUB’UN İSLAM DENİZİNE DALIŞI

Seyyid Kutup yaşadığı döneme ait medeniyeti tenkit ederek, manevi değerlerden soyutlanmış, sadece maddi bir medeniyet olduğunu delillerle ispatlıyordu. 1948′in sonlarında “İslâm’da Sosyal Adalet” adlı kitabını yayımladı. Kutub bu kitabında insanlığın hayal ettiği gerçek sosyal adaletin İslâm’da olduğunu ve gerçek adaletin Kur’an’ın gölgesinden başka hiç bir yerde olmadığını açık açık anlatarak, hayatın her alanında var olduğunu, edebiyatın dahi İslâmi ölçülerden beslenmesi gerektiğini vurguluyordu.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  FADİK İLE FADİME

1949 yılında Amerika’ya giden Kutub 2,5 yıl Amerika’da kaldığı bu süre içerisinde Mısır’daki arkadaşı Tevfik el-Hakim’e gönderdiği mektuplarda Amerikan toplumunu ve medeniyetinin ruhi değerlerden yoksun olduğunu söylüyordu. Seyyid Kutup mektuplarında kendi yazdığı “El Melik” adlı kitabını da eleştiriyordu. Kutup bu kitabını İslâmi fikirlerle yoğrulmadan çok önce yazmıştı. Mektuplarda bu kitabının tenkidinde, “Keşke kitabın konusu Yunan felsefesine göre değilde, İslâmi ruhla yazılmış olsaydı. İnşallah gelecekteki konular, hayata, kainata ve insana özel bir bakış açısı olan İslâm’dan kaynaklanır.” diyerek temennilerini de dile getiriyordu.

SEYYİD KUTUP

Seyyid Kutup’un hayatı 1951-1965 yıllarını kapsayan zaman diliminde ise edebiyattan tamamen sıyrılarak İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) teşkilatına katılmıştı. Seyyid Kutup artık İhvanın bir fikir elemanı olmuştu. İyi bir müntesip olarak İhvan’ın gazetelerinde ve dergilerinde halkı sürekli olarak İslâm’a davet ediyordu. 1954 senesindeki tutuklanmasından önce “İhvan-ı Müslimin” adlı gazetede yazı işleri müdürlüğüne kadar yükselmiş, orada yazdığı yazılarını bir araya getirerek kitaplar oluşturmuştu.

Bu kitaplardan bazıları; İslâm ve Dünyaya Bakış, Din Budur ve İstikbal İslâm’ındır.

Kutup dini siyasetten uzak tutan laik düşünceyi de şiddetle tenkit eder ve ‘siyaset başkadır, din başkadır’ sloganının bir hikaye olduğunu söyleyerek İslâm’da böyle bir şeyin mümkün olmadığını haykırır. Seyyid Kutup “İslâm’ın kalplerde bir inanç ve yaşam kanunu olduğunu” vurguluyordu. Ezher üniversitesi’nin Kur’an-ı Kerim’i tefsir etmede taklidi tutumunu da açıkça cephe alarak şöyle diyordu: “Bugün bütün dünya sosyalizm ve kapitalizm gibi belirli sosyal fikirlerin peşinde gitmektedir. Bu sebeple Ezher üniversitesi İslâmi kültürü her yönüyle halka götürmelidir. İbadet, inanç ve hayatın her alanında, İslâm’ın kendisine özgü, her türlü noksanlıklardan uzak olduğunu topluma açıklamalıdır. Siyasette ve iktisatta İslâm’ın hayatın her konusu için ölçüler koyduğunu izah etmeli ve İslâmi inanç sistemini günlük hayata hakim kılmak için gerekli çalışmaları yapmalıdır.

SEYYİD KUTUB’UN HAK’KA YÜRÜYÜŞÜ

Seyyid Kutup İslâm’a inanmış ve inandığı bu davanın gerçekleşmesi için hayatını ortaya koymuş büyük bir fikir adamı ve mücahitti. İhvan-ı Müslimin 27 Kasım 1954 tarihinde, Mısır devlet başkanı Cemal Abdunnasır’a suikast girişimiyle itham edilince Seyyid Kutup da İhvan-ı Müslimin saflarında yer almmıştı. İhvan-ı Müslimine mensup Müslümanlarla beraber Seyyid Kutup da tutuklandı. Yapılan yargılamanın sonunda Kutup’a ağır işlerde çalıştırılmak da dahil 15 yıl ağır hapis cezası verildi. Cezasının 15 yılını çektikten sonra, o yılların Irak Devlet Başkanı Abdusselam’ın, Mısır devlet başkanı Cemal Abdunnasır’ı ziyaretinde Seyyid Kutup’u serbest bırakmasını rica etmesi üzerine Kutub 1964 yılında serbest bırakıldı. Kutub 1965′te “Yoldaki İşaretler” adlı kitabını yayımlayınca bir kez daha tutuklandı. Gerekçe, İhvan-ı Müsliminin devlete karşı darbe girişimini ileri sürerek, İhvanı ve Seyyid Kutup’u darbecilikyapmaktı.

BUNU DA OKUMALISINIZ>>>  Kanaatkar Olmanın Huzuru

Seyyid Kutup’un hayatında yargılama sonucunda 22 Ağustos 1966′da Seyyid Kutup’a idam cezası verildiğinde, Kutub bu kararı tebessüm ve Allah’a kavuşmanın verdiği büyük bir mutlulukla karşılamıştı. Muhammed Ali Benna’ya göre Seyyid Kutup’un asılmasının asıl sebebi ‘Yoldaki İşaretler’ adlı kitabıydı. İslâm alemi Seyyid Kutup’a verilen bu idam kararını, öğrendiğinde yürüyüşler düzenlenlenmiş ve karar kınânarak Abdunnasır’dan kararı yeniden gözden geçirmesi istenmiştir. Her şeye rağmen 9 Ağustos 1967 sabahı Lübnan’daki “Ennebar” gazetesiyle Mısır’daki “El ehram” gazetesi idam haberini veriyorlardı.

Türkçeye çevirilen başlıca eserleri:

-Fizilal’il Kur’an

-Yoldaki İşaretler

-İslamda Sosyal Adalet

-Ruhun Sevinci

-Din Budur

-İslam Düşüncesi İlkeleri-Esasları

-İslamda Sosyal Adalet

-İstikbal İslamındır

-Kadın ve Aile

-İslam’ın Hareket Metodu

-İslam ve Emperyalizm

-İslam-Kapitalizm Çatışması

-Peygamberimizin Hayatı

-İstikbal İslamındır

-Kur’an’ın Gölgesinde Kadın

-Cihan Sulhu ve İslam

-Bela ve İmtihan

-İslam Toplumuna Doğru

-Kur’an’da Edebi Tasvir

-Kur’an’da Kıyamet Sahneleri

Seyyid Kutup eserleri çok değerli kitaplar yazmıştı. Başta Kur’an-ı Kerimin bir tefsiri olan “Fizilal-i Kur’an” ve ‘Yoldaki İşaretler’ olmak üzere her konuda eser vermiştir. Özellikle İslâmi, edebiyat ve eğitim konularındaki eserleri oldukça fazladır. Bunlardan hemen hemen hepsi de Türkçe’ye çevrilmiştir.

Bir önceki yazımız olan Çocuklar Nasıl Mutlu Edilir? başlıklı makalemizde çocuğu mutlu etmek, Çocuklar Nasıl Mutlu Olur ve ÇOCUKLARI MUTLU ETME METOTLARI hakkında bilgiler verilmektedir.

] }

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?