• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST

Türklerin Avrupa Macerası

 BEYİN DEĞİL, BİLEK GÜCÜ OLURSA…

Bir ülkenin kültür seviyesi, ancak diğer ülke insanlarıyla mukayese edilerek anlaşılabilir. Etkileşim olmadan sizin kültürel değerleriniz ve kültür yapınız ortaya çıkmaz. Bu da farklı ülke insanlarının bir vesile ile birlikte yaşamasıyla gözlemlenebilir. Türkler de Avrupa ülkelerinde bu deneyin canlı örnekleri olmuştur.

İkinci Dünya Savaşı’ından sonra yeniden yapılanma ve gelişme dönemecine giren Batı Avrupa (Fransa, Almanya, Hollanda, Belçika ve İngiltere) ülkeleri, geri kalmış ülkelerden iş gücü sağlamak amacıyla çok sayıda insanı ülkelerine işçi olarak kabul etmişler. İşçi olarak gidenler, elbette fakir, cahil, birikimsiz kısacası; çaresiz insanlar! Gidip kısa zamanda çok para kazanıp, kendi memleketlerine para göndermek, zengin olmak ve durumlarını düzeltince de kesin dönüş yapmaktı.

Türklerin Avrupa Macerası

İşçi kabul eden ülkelerin de işçilerin düşüncelerinin paralelinde hedefleri vardı; zor dönemi atlatıncaya kadar yabancı işgücünden faydalanıp, durumlarını düzeltince işçileri geldikleri ülkelere geri göndermekti. Maalesef her iki tarafın düşüncesi de gerçekleşmedi. Ne işçiler geri dönebildi, ne işveren ülkeler bu işçilerden vazgeçebildi.

En çok işçi gönderen ülkeler Yunanistan, Türkiye ve İtalya bu durumdan etkilenen ülkelerin başında geliyor. İşçiler işe kabul edilmeden önce seçilme işlemine tabi tutulmuşlar. Doğal olarak da sağlıklı, güçlü kuvveti insanlar öncelikliymiş ve öyle de olmuş. Bu insanların kültürel birikimlerine hiç değer verilmemiş. Eğitimli, birikimli ve donanımlı insanlar pek cazip gelmemiş işverenlere(!) Topladıkları insanların çoğunu indirmişler kömür ocaklarına… İtalyan, Yunan, Türk hepsi dizilmişler yan yana. Ve başlamış curcuna! İçlerinde en acınacak durumda olanlar elbette bizimkiler. Onların dilleri ve dinleri birbirine benziyor, ya bizimki? Çok zorluklarla karşılaşmış bizim zavallı insanlarımız. Hasta olup anlatamamışlar, acıkmışlar söyleyememişler… Maden ocağından çıkamaz olmuşlar. Çünkü dışarısı bambaşka bir dünyaymış. Zamanla dış dünyaya da alışmaya başlamışlar ama varın siz düşünün çektikleri çileleri.

Esas mücalede dışarıda başlamış diğer insanlarla. Yerin altında hepsi yabancıydı ve kaderleri aynıydı ama yerin üstünde çok farklı bir dünya var. Bambaşka bir kültür, hem de çok alışık olmadıkları bir yaşam biçimiyle karşılaşmışlar. Dağdan bağdan gelen bu işçiler ömürlerinde ilk defa kocaman binalar, güzel kadınlar, eğlence alemi, özgürlük adına her şey. Biraz şaşırmışlar, biraz sevinmişler sonra da sapıtmışlar. Kimisi evli olduğunu unutmuş, kimisi neden oraya geldiğini hatırlamamaya başlamış. Aç tavuğun darı ambarına düştüğü gibi, har vurup harman savurmuşlar. Tam bir sonradan görme örneği düşünün! Gittikleri ülkenin insanları da bu durumdan çok rahatsız olmaya başlamış ve nereden geldi bu hilkat garibesi manasında bakışlar atmaya başlamışlar bu kültürsüz işçilere(!) Hatta, özellikle Türk işçiler onlara hayal kırıklığı yaşatmış ve Avrupalılar bir türlü inanamamışlar, bu çapulcuların(!) Osmanlı olduklarına…

Suç asla Avrupadaki Türk işçilerin değildi oysa. Bu insanların bilek gücüne değil, aynı zamanda beyin gücüne de değer verilseydi, gittikleri yerde bizi ve kendilerini en iyi şekilde temsil edeceklerdi!

Bir önceki yazımız olan F4 Uçakları Ne İşe Yarar başlıklı makalemizde F4 savaş uçakları ve F4lerin düşme sebebi hakkında bilgiler verilmektedir.


Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

  1. O dönemde kendilerine biçilen rol gereği Türkler’in sadece bilek gücü dikkate alınmış ve Avrupa’ya işçi olarak giden Türkler, gittikleri ülkelerin sosyo-kültürel yapısına dahil olamamış olsalar da bu kuşağın yaşadığı dezavantajı, orada yaşayan ikinci, üçüncü kuşakları avantaja çevirmeyi başarmış büyük ölçüde.

    Bu kuşakta çok değerli biliminsanları, sanatçılar ve sporcular var. Çünkü bu Avrupa ülkelerinde insana bakış açısı çok farklı. Farklı yeteneklere sahip olan öğrenciler, eğitim sisteminin ilk basamaklarında keşfedilip yetenekleri/eğilimleri doğrultusunda yönlendiriliyor, pozitif düşünce referans alınıyor.

    Avrupa macerasında çoğu zaman, bir kuşak zorluk çekmiş/feda edilmiş olsa da bu kuşakların ilerleyen kuşakları, sadece bilek gücü olmamış; beyin gücü olarak da o toplumlarda hak ettikleri yere gelmeyi başarmışlardır.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Facebook’ta Bize Destek Olun